Gürkan Hüryılmaz
GENEL GÖRÜNÜM
Değerli Meslektaşlarımız,
Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi konusunda üst kurum kimliği ile hareket eden TÜSMOD olarak, güncel gelişmeleri takip ederek meslektaşlarımıza bildirimlerde bulunuyoruz. Bu kapsamda savaş döneminde nakliye sigortalarını ele aldık. Savaş dönemlerinde nakliye sigortaları ortadan kalkmaz; ancak yapısı büyük oranda değişir. Standart poliçeler savaş risklerini kapsamaz ve bu riskler ayrı özel teminatlar ile yönetilir. Savaş başladığında sigorta piyasası teminatları daraltır, primleri hızla artırır ve bazı bölgeleri yüksek riskli alan ilan eder. Ortadoğu savaşı bunun en net örneği : Savaş riski primleri kısa sürede %0,2 seviyesinden %1’e, hatta bazı durumlarda %5–10 bandına çıkmıştır (Reuters). Reasürans desteğinin zayıflamasıyla birlikte sigorta teknik olarak devam etse bile pratikte erişilemez hale gelir ve ticaret akışı ciddi şekilde zarar görür. Özetle, savaş ortamında sigorta kapasitesi ticaretin kaderini belirler. Bu ortamda satınalma ve tedarik zinciri yöneticileri için net bir yol haritası gerekir : Öncelikle poliçelerde “savaş riski” kapsamı ve coğrafi istisnalar açıkça kontrol edilmelidir. İkinci olarak, sigorta maliyetlerinin %1000’e varan artışlar gösterebileceği dikkate alınarak bütçe ve fiyatlandırma modelleri güncellenmelidir (Reuters). Üçüncü adımda alternatif rotalar ve tedarik senaryoları hazırlanmalı; kritik hatlara bağımlılık azaltılmalıdır.
Sabah Gazetesi’nde Kerem Alkin imzalı habere göre; 2020`den bu yana etkisini hissettiren ve Ukrayna ve İran savaşları ile daha da derinleşen 2. Merkantilizm Dönemi, savaşların artık sadece cephede değil, piyasalarda da kazanılmasının şart olduğu bir dönemin içinde olduğumuz hatırlatıyor. Nitekim, beşinci haftasını dolduracak olan İran merkezli gerilim, küresel emtia piyasalarında görünmeyen ama son derece sert bir `fiyat savaşı`nı tetiklemiş durumda. Son birkaç haftada ortaya çıkan tablo çarpıcı; enerji emtialarında ortalama fiyat artışı %50`ye yaklaşırken, gübre ve kimyasal girdilerde bu oran %30-45 bandına, tarımsal ürünlerde ise %10-20 aralığına yerleşmiş durumda. Jet yakıtındaki %90`ı aşan sıçrama ve doğal gazdaki % 50`nin üzerindeki artış, zincirin en tepesinde ciddi bir maliyet şoku oluştuğunu gösteriyor. Daha şimdide uzak noktalar arasında uçak biletleri fiyatlarında %25-30 artış gözlemlenmekte. IMF`in son değerlendirmesi, enerji fiyatlarında %10`luk bir kalıcı artışın küresel enflasyonu yaklaşık 0,4 ila 0,6 puan yukarı taşıyacağına işaret ediyor. Mevcut artışların ölçeği düşünüldüğünde, sadece enerji fiyatları kanalı üzerinden dahi küresel enflasyon üzerinde 1,5-2 puanlık ek baskı oluşması ihtimali masada. Buna gıda ve lojistik maliyetleri de eklendiğinde, yılın ikinci yarısında küresel enflasyonun yeniden yukarı yönlü sert bir tırmanış göstermesi en güçlü bir senaryo olarak öne çıkıyor. Nitekim Dünya Bankası`nın nisan başı analizinde dikkat çekici bir ifade yer almakta: "Enerji şokları artık tek başına kalmıyor; gıda ve metal fiyatlarını da eş zamanlı tetikleyen çoklu şoklara dönüşüyor." Bu tespit, bugün yaşananların klasik bir petrol krizi olmadığını, çok katmanlı bir arz baskısı olduğunu da ortaya koyuyor. BM Gıda ve Tarım Teşkilatı FAO cephesinde de benzer bir alarm gözleniyor. FAO`nun küresel gıda fiyat endeksi mart ayında yeniden yükselişe geçerken, özellikle gübre fiyatlarındaki sıçramanın `henüz tam olarak gıda fiyatlarına yansımadığı` da vurgulanıyor. Bu tespitler şu anlama geliyor: Asıl gıda enflasyonu dalgası henüz kapıda. Bir diğer dikkat çekici tespit ise, Uluslararası Enerji Ajansı`ndan (IEA) gelmekte Ajans, Körfez`deki mevcut gerilimin, küresel petrol arzının yaklaşık üçte birinin geçtiği kritik hatlarda `kalıcı risk primi` oluşturduğunu ve bu primin jeopolitik tansiyon düşse bile, uzunca bir süre daha fiyatlardan tamamen geri alınmayabileceğini belirtiyor. Yani küresel piyasalar ve oyuncular savaşın kendisinden çok, riskin kalıcılığını fiyatlamaktalar. Üstelik bu tabloyu ağırlaştıran sadece çatışma değil. ABD`de Trump`ın çelik, alüminyum ve bakır gibi stratejik metallere getirdiği yüzde 25`lik gümrük tarifesi, küresel metal piyasasında yeni bir daralma oluştururken; Çin başta olmak üzere bazı ülkelerin stratejik emtia ihracatına sınırlamalar getirmesi, `ürün ve stok var; ama arz olarak piyasaya çıkmıyor` paradoksunu doğuruyor. Uluslararası kuruluşların senaryoları da bu çok katmanlı baskıyı teyit etmekte. Eğer çatışma kısa sürede sona ererse, fiyatlarda bir miktar geri çekilme bekleniyor. Ancak Dünya Bankası`na göre bu geri çekilme ilk etapta sınırlı kalacak ve emtia fiyatları `Kovid-19` sonrası ortalamaların belirgin şekilde üzerinde kalmaya devam edecek. Savaşın üç aya kadar uzaması halinde ise, IMF ve OECD senaryoları, küresel enflasyonda yeniden hızlanma ve büyümede aşağı yönlü revizyonlara işaret ediyor. Bu durumda özellikle enerji ithalatçısı ülkeler için çift yönlü baskı kaçınılmaz hale gelecek. En riskli senaryo ise çatışmanın üç aydan daha da uzaması ve Hürmüz hattında ağır bir tıkanma yaşanması. Böyle bir durumda, uluslararası uzmanların analizleri, petrol fiyatlarında ikinci bir sıçrama dalgasına ve küresel ticaret hacminde hissedilir daralmaya işaret ediyor. Bugün emtia piyasalarında fiyatlar sadece arz-talep dengesiyle değil, korku, beklenti ve stratejik hamlelerle belirleniyor. Ülkeler stok yapıyor, ihracatı kısıtlıyor, şirketler risk primi ekliyor. Ortaya çıkan yeni denklemin adı ise açık: `savaş fiyatlandırması`. Ve belki de en kritik soru şu: Bu fiyatlar savaş bittiğinde düşecek mi, yoksa yüksek fiyatlar `yeni normal` mi olacak? Mevcut tablo ikinci ihtimali daha güçlü kılıyor gibi.
Ekonomim haberine göre; Küresel sanayinin lokomotifi konumundaki Çin’den gelen son veriler, emtia fiyat endeksinin mart ayında bir önceki aya göre yüzde 0,6 oranında yükseldiğini ortaya koyuyor. Piyasaların odağında yer alan bu artış, şubat ayındaki durağanlığın ardından imalat sektöründeki toparlanmanın somut bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Çin Lojistik ve Satın Alma Federasyonu tarafından paylaşılan veriler, özellikle demir dışı metaller ve kimyasal ürün grubundaki yukarı yönlü hareketin, küresel ham madde talebindeki ısınmayı teyit ettiğini gösteriyor. Emtia fiyatlarındaki bu yükselişin temelinde, Çin’in resmi imalat sanayi satın alma yöneticileri endeksinin son ayların en güçlü genişleme bölgesine yerleşmesi yatıyor. Fabrika çıkış fiyatlarındaki bu artış, sadece yerel tüketimin değil, aynı zamanda küresel ihracat kanalındaki hareketliliğin de bir yansıması olarak okunurken; enerji ve endüstriyel ham madde gruplarında gözlenen bu ivmelenme, küresel enflasyon sepeti üzerinde dolaylı bir baskı unsuru oluşturma potansiyeli taşıyor. Fiyat endeksindeki artışa paralel olarak, lojistik operasyonlardaki yoğunluğun da mart ayında ivme kazandığı gözleniyor. Çin’deki büyük limanlarda bekleyen ham madde stoklarının erimeye başlaması ve iç piyasadaki demir-çelik talebindeki canlanma, inşaat ve otomotiv sektörlerinin yeniden vites yükselttiğine işaret ediyor. Söz konusu veriler, küresel tedarik zincirindeki arz-talep dengesinin yeniden kurulmaya başlandığını simgeliyor. Özellikle demir cevheri ve bakır fiyatlarındaki istikrarlı seyir, teknoloji ve yeşil enerji yatırımlarının Çin ekonomisindeki stratejik ağırlığını koruduğunu ispatlıyor. Bu tablo, finansal piyasaların genelindeki Paskalya durgunluğuna karşın, reel sektörün üretim iştahının sürdüğünü ve Çin merkezli ekonomik momentumun 2026 yılı hedefleriyle uyumlu seyrettiğini ortaya koyuyor. Çin lojistik ağındaki bu hareketlilik, küresel ticaretin vites yükselttiği yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor. Fabrika çıkış fiyatlarındaki bu yukarı yönlü ivmenin, küresel büyüme projeksiyonları için de pozitif bir öncü gösterge niteliği taşıdığı piyasa çevrelerinde vurgulanırken; endüstriyel üretimdeki kapasite kullanım oranlarının mart ayıyla birlikte hedeflenen seviyelere yaklaşması, ham madde piyasalarındaki alım iştahını da canlı tutuyor.
Anadolu Ajansı haberine göre; Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü`nün (OECD) Küresel Ekonomik Görünüm Ara Dönem Raporu "Dayanıklılığı Test Etmek" temasıyla yayımlandı. Rapora göre, Orta Doğu`daki gerilim doğrudan etkilenen ülkeler için insani kayıplara ve ekonomik maliyetlere yol açarken, küresel ekonominin dayanıklılığını da test edecek. Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatların durma noktasına gelmesi ve bölgedeki enerji altyapısının zarar görmesi fiyatlarda keskin artışa yol açarken, diğer önemli emtiaların küresel arzını sekteye uğrattı. Finansal piyasalardaki oynaklık, özellikle bazı Asya ekonomilerinde arttı ve finansal koşullar sıkılaştı. Gerilimin kapsamı ve süresinin "son derece belirsiz" olması riskleri artırıyor. OECD`ye göre, gerilimin tırmanmasından önce küresel ekonomik büyüme dayanıklılığını koruyordu ancak gerilim nedeniyle enerji fiyatlarının uzun süre yüksek seyretmesinin işletme maliyetlerini belirgin şekilde artıracağı ve tüketici enflasyonunu yukarı yönlü baskılayacağı tahmin ediliyor. Artan enerji fiyatları ve tedarik zincirindeki aksaklıklar, enflasyonun hedeflerin üzerinde seyrettiği İngiltere, ABD, Türkiye, Brezilya ve Meksika gibi bazı büyük ekonomiler açısından hassas bir döneme denk geliyor. Bu nedenle, orta vadeli enflasyon beklentilerinin enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle yükseldiği değerlendiriliyor. Bu gelişmeler ışığında kurum Aralık 2025`te küresel ekonomiye ilişkin 2026 için %2,9 olarak açıkladığı büyüme tahminini korudu. Ancak, bu tahmin küresel ekonominin 2025`teki %3,3 büyümesine göre önemli ölçüde düşüş anlamına geliyor. OECD, 2027`ye yönelik öngörüsünü ise 0,1 puan aşağı yönlü revize ederek %3`e çekti. Enerji fiyatlarındaki artış ve Orta Doğu`daki çatışmanın "öngörülemez doğasının" maliyetleri yükseltip talebi düşürerek, teknolojide güçlü yatırım ve üretim etkisini ve 2025`ten devralınan ivmenin sağladığı olumlu etkileri dengelemesi bekleniyor. Kurumun öngörüleri, enerji piyasasındaki mevcut aksaklıkların zamanla azalacağına ve petrol, gaz ve gübre fiyatlarının 2026 ortasından itibaren kademeli olarak düşeceğine ilişkin teknik bir varsayıma dayanıyor. OECD, Orta Doğu`daki gerilim ve artan enerji fiyatlarının etkisiyle, Türkiye ekonomisine ilişkin bu yıl için ekonomik büyüme tahminini 0,1 puan aşağı yönlü revize ederek %3,3`e çekerken, 2027`ye yönelik öngörüsünü de 0,2 puan düşürerek %3,8 olarak belirledi. OECD, Türkiye`de enflasyonun bu yıl %26,7 ve 2027`de %16,9 olarak gerçekleşeceğini tahmin etti. Rapora göre, ABD ekonomisinin bu yıl %2 ve 2027`de %1,7 büyüyeceği öngörülüyor. Bu oranlar önceki tahminlere göre 2026 için 0,3 puan yukarı yönlü, 2027 için 0,2 puan aşağı yönlü revize edildi. Avro Bölgesi`nde ekonomik büyümenin yüksek enerji fiyatlarının ekonomik faaliyet üzerinde baskı oluşturması nedeniyle bu yıl %0,8`e gerilemesi, 2027`de ise güçlü savunma harcamalarının desteğiyle %1,2`ye yükselmesi bekleniyor. Avro Bölgesi için daha önce bu yıl için %1,2 ve 2027 için %1,4 büyüme öngörülmüştü. Çin`de ise büyümenin bu yıl %4,4 ve gelecek yıl %4,3`e gerileyeceği tahmin ediliyor. Çin ekonomisi 2025`te %5 büyüme kaydetmişti.
Tüm bu gelişmeler altında, emtia fiyat analizleri aşağıdaki şekilde ele alınmıştır.
Selamlarım ve saygılarımla…
Metal-Demir-Çelik:
Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre Bakır fiyatları Mart ayını %9.52’lik azalış ile 12.160 dolar/ton seviyelerinde kapatırken, LME Bakır Stokları ise aynı ay için %42.91’lik artış gösterdi. Investing haberine göre; Goldman Sachs, 2026 bakır fiyat tahminini ton başına ortalama 12.650 dolardan 12.850 dolara düşürdü. Banka, küresel ekonomik büyümedeki zayıflama nedeniyle talebin yumuşadığını belirtti. Bununla birlikte, elektrifikasyonun yönlendirdiği uzun vadeli iyimser görünümünü korudu. Banka, küresel bakır piyasasının bu yıl 490.000 ton fazla vereceğini bekliyor. Bu rakam, önceki 380.000 ton tahmininin üzerinde. Goldman, küresel rafine bakır talep büyüme tahminini %2’den %1,6’ya düşürdü. Revizyon, bankanın ekonomistlerinin Orta Doğu’daki kesintilerden kaynaklanan enerji fiyat şokunun küresel GSYİH büyümesine 0,4 puanlık darbe vuracağını öngörmesinin ardından geldi. Talepteki kesinti, bankanın alüminyuma uyguladığından daha küçük. Banka bunu, bakırın küresel ekonomideki giderek artan yapısal rolüne bağladı. Aurelia Waltham liderliğindeki analistler şunları söyledi: "Bu, alüminyuma göre daha küçük bir talep revizyonu. Çünkü bakır talebi giderek daha stratejik ve yapısal bir nitelik kazanıyor. Bu da onu küresel ekonomik döngülere karşı daha az hassas hale getiriyor." Ekip, yakın vadede fiyat oynaklığının devam edeceğine işaret etti. Ancak koşulların istikrar kazanması halinde bakırın destek bulacağını söyledi. Banka, temel senaryosunda Hürmüz Boğazı’ndan enerji akışının Nisan ortasından itibaren toparlanmaya başlayacağını varsayıyor. Bu senaryoda bakırın 2026 ikinci çeyreğinde ortalama 12.700 dolar olacağını öngörüyor. Ardından yılın ikinci yarısında adil değer tahmini olan 12.000 dolara gerileyeceğini belirtiyor. Goldman ayrıca mevcut fiyatların temel göstergeler tarafından desteklenmeme riskini vurguladı. Bakır fiyatı, Mart ayındaki düzeltmenin ardından bile bankanın 2026 adil değer tahmini olan yaklaşık 11.100 doların oldukça üzerinde işlem görüyor. Bu durum, ekonomik görünümün kötüleşmesi ve yatırımcıların risk azaltması halinde fiyatı "başka bir düşüşe karşı savunmasız" bırakıyor. Bunun yanı sıra, analistler Orta Doğu’dan kaynaklanabilecek potansiyel arz kesintilerinin tahminlerine dahil edilmediğini belirtti. Örneğin, Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DKC) küresel bakır madeni üretiminin yaklaşık %15’ini oluşturuyor. Ülke, önemli bir üretim süreci için Hürmüz Boğazı üzerinden gönderilen kükürt kullanıyor. Analistler, sektör geri bildirimlerinin DKC üreticilerinin üç aya kadar sülfürik asit envanterine sahip olduğunu gösterdiğini söyledi. Bu nedenle kısa bir kesintinin muhtemelen sınırlı etkisi olacağını belirttiler. Ancak uzun süreli bir kesinti arzı sıkılaştırabilir ve beklenen fazlayı aşındırabilir. Yakın vade ötesinde Goldman, uzun vadeli tahminini olduğu gibi korudu. Banka, bakır fiyatlarının 2035’e kadar 15.000 dolara yükseleceğini öngörüyor. Analistler, Orta Doğu gerginliklerinin muhtemelen elektrifikasyon temasını güçlendireceğini savundu. Şebeke ve enerji altyapısı, 2030’a kadar olan tahminlerinde küresel bakır talep büyümesinin %60’ını oluşturuyor.
Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre Alüminyum fiyatları Mart ayında %13.58’lik yükseliş ile 3.585 dolar/ton seviyelerinde kapatırken, LME Alüminyum Stokları ise aynı ay için %10.86’lik azalış gösterdi. Anadolu Ajansı haberine göre; Alüminyumun ton başına fiyatı, ABD/İsrail-İran Savaşı kaynaklı risklerin arza yönelik bozulmalara yol açmasıyla Londra Metal Borsası`nda %10,4 artarak yaklaşık 2 yılın en hızlı aylık yükselişini kaydetti. ABD ve İsrail`in İran`a saldırılarının başlamasından bu yana petrol fiyatlarında görülen sert yükselişler enflasyonist baskıların artacağına yönelik endişeleri tetiklerken, emtia piyasasında sert dalgalanmalar görüldü. Nakliyede yaşanan aksamalar ve arz endişelerinin artmasıyla alüminyum fiyatlarında geçen ay sert yükselişler öne çıktı. Küresel alüminyum üretiminin yaklaşık 10`da 1`i Basra Körfezi`nde yoğunlaşırken, Hürmüz Boğazı`nın kapanması ihracatı engelliyor. İran`ın füze ve dron saldırıları bölgedeki tesisleri uzun süreliğine tehdit ediyor. Katar ve Bahreyn`de alüminyum üreticileri üretimi durdururken, Orta Doğu`nun küresel alüminyumun üretiminin önemli bir kısmını karşılaması nedeniyle bu yıl küresel alüminyum açığının artacağı tahmin ediliyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkezli Emirates Global Aluminium`a (EGA) ait Et-Tavila tesisinin, İran`ın füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) Halife Ekonomik Bölgesi`ne düzenlediği saldırılarda zarar görmesi de arza ilişkin endişelerin kayda değer bir şekilde artmasına neden oldu. 1,6 milyon ton kapasiteli Et-Tavila tesisinin uzun vadede devre dışı kalabileceği tahmin edilirken, böyle bir senaryoda tesisin 200 bin tonluk arz fazlasından, gelecek yıl yaklaşık 1,3 milyon tonluk açığa düşebileceği öngörülüyor. Diğer taraftan Çin`in de alüminyum talebinde artış görülüyor. Katar`daki Qatalum tesisi 3 Mart`tan bu yana kontrollü kısıntıyla %60 kapasiteye düştü. Küresel arzın %1`ini karşılayan tesisin hazirana kadar bu seviyede çalışması bekleniyor. Bahreyn`deki Alba tesisi daha sert bir adım attı. Küresel arzın %2`sini karşılayan tesisin 14 Mart`ta toplam kapasitesinin %19`unu oluşturan 1-3 numaralı hatlarını kapattı. Hatların en erken haziran ayında başlayabileceği öngörülüyor. Alüminyum fiyatlarındaki artışta Orta Doğu dışındaki faktörler de etkili oldu. Mozambik`teki yaklaşık 560 bin ton kapasiteli Mozal izabe tesisinin bakıma alınması da arz endişelerini artırdı. Goldman Sachs`ın yeni tahminlerine göre, 2026`nın ikinci çeyreğinde alüminyum fiyatı ton başına 3.200 dolardan 3.450 dolara çıkarıldı. Yıllık ortalama fiyat tahmini ise 3.100 dolardan 3.200 dolara, 2027 için tahmin ise 2.700 dolardan 2.750 dolara yükseltildi. Bu yükselişin arkasında, özellikle İran kaynaklı saldırılar sonucu Emirates Global Aluminium`un Al Taweelah tesisinin (yıllık 1,5 milyon ton) ciddi hasar görmesi ve Aluminium Bahrain`in 1,6 milyon ton/yıl kapasiteli tesisine yönelik tehditler yer alıyor. Goldman Sachs, bu gelişmeler ışığında 2026 yılı birincil alüminyum üretim tahmininden 1,1 milyon tonu çıkararak, küresel alüminyum piyasasında 2026`da yaklaşık 570.000 tonluk bir açık oluşmasını bekliyor.
Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre Nikel fiyatları Mart ayını %4.84’lük azalış ile 16.860 dolar/ton seviyelerinde kapatırken, LME Nikel Stokları ise aynı ay için %2.76’lık azalış gösterdi. Outokumpu paslanmaz çelik Nisan 2026 prim fiyatlarını; 430 kalite için 55 EUR/ton artış, 304 kalite için 77 EUR/ton artış ve 316 kalite için 186 EUR/ton artış ile açıkladı. Investing haberine göre; Son birkaç yıldır nikel fiyatları arz fazlası nedeniyle düşük seyretti, ancak bu baz metal 2026 yılına güçlü bir başlangıç yaparak 14 Ocak`ta metrik ton başına 18.785 ABD doları ile 18 ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Nikel arz fazlası durumu, yüksek arz ve düşük talepten kaynaklanıyor; bu da Avrupa ve Asya`daki inşaat piyasalarının COVID-19 pandemisinden ve Çin`deki gayrimenkul çöküşünden tam olarak toparlanamaması sonucu ortaya çıktı. Arzı azaltmak için çeşitli çabalar gösterildi; bazı nikel işletmecileri, fiyatlar sürekli bir toparlanma görene kadar tesislerini bakım ve onarım moduna aldı. Ayrıca, yılın başında Endonezya hükümeti kota sisteminde önemli kesintiler yaptı; bunların nikel için olumlu bir etki yaratıp yaratmayacağı belirsizliğini koruyor.
Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre Çinko fiyatları Mart ayını %4.23’lük azalış ile 3.185 dolar/ton seviyelerinde kapatırken, LME Çinko Stokları ise aynı ay için %16.36’lık artış gösterdi. Trading Economics haberine göre; Çinko vadeli işlemleri ton başına 3,300 doların altına düştü ve Orta Doğu çatışmasının süresi üzerindeki belirsizlik talep görünümünü karartırken, yaklaşık üç haftalık zirveden geri çekildi. Ancak, kayıplar, iyileşen sanayi faaliyetleri ve kısa vadeli arz sıkıntısı belirtileriyle sınırlı kaldı. Çin`in fabrika faaliyetleri Mart ayında genişlemeye geri döndü ve temel metaller için talep beklentilerini destekledi. Şanghay Vadeli İşlemler Borsası`ndaki stoklar son hafta %2.3 azaldı, düşük stok seviyeleri ve maden kapatmaları ile operasyonel gecikmelerin neden olduğu diğer arz kısıtlamaları fiyatları daha da destekledi. Bu arada, Boliden`in Tara madeninin yeniden faaliyete geçmesi ve Ivanhoe Madencilik`in Kipushi projesindeki üretim artışı, piyasayı küçük bir fazlalıkta tutması bekleniyor.
Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre Kurşun fiyatları Mart ayını %2.39’luk azalış ile 1.881 dolar/ton seviyelerinde kapatırken, LME Kurşun Stokları ise aynı ay için %1.61’lik azalış gösterdi. Aynı dönem için LME Kalay fiyatları %20.51’lik azalış ile 45.610 dolar/ton olurken, LME Kalay stokları %14.85’lik artış gösterdi. Investing haberine göre; Küresel kalay arzı, mütevazı üretim artışına rağmen yapısal zorluklarla karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Rafine kalay üretiminin 2025`teki %2`lik büyümenin ardından 2026`da yaklaşık %3 artması bekleniyor. Ancak bu, 2026`da yaklaşık %3,5 artması beklenen artan talebi karşılamak için yetersiz kalıyor. Sonuç olarak, kalay piyasasının bu yıl tekrar açık vermesi ve önümüzdeki yıllarda da bu sıkışıklığın devam etmesi muhtemel. Arz ve talep arasındaki dengesizlik, Endonezya`daki lisans gecikmeleri, Myanmar`da Wa Eyaleti madencilik yasağının ardından beklenenden daha yavaş üretim toparlanması ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti`ndeki jeopolitik bozulma da dahil olmak üzere devam eden tedarik zinciri sorunlarıyla daha da kötüleşti. Uzun vadede, madencilik kapasitesinin genişletilmesi önemli bir zorluk olmaya devam ediyor ve mevcut yatakların tükenmesi, tedarik zinciri genelinde yapısal bir kırılganlığı temsil ediyor. Berenberg ise, uzun vadeli kalay fiyatını ton başına 40.000 dolar olarak varsayıyor.
Demir Cevheri fiyatları, Mart ayında %7.84’lik artış göstererek 110 dolar/ton seviyesine yükseldi. LME Çelik Hurda CFR Türkiye (Platts) fiyatları Mart ayında %10.46’lık artış kaydederken, son 12 aylık değişimi %13.08 artış yönlü oldu. LME İnşaat Çeliği FOB Türkiye (Platts) fiyatları ise Mart ayında %8.41 oranında artaken, son 12 aylık değişim ise %7.03 artış yönlü oldu. Investing haberine göre; Fitch Ratings’in metal tahminlerini yukarı yönlü revize etti. Demir cevheri için 2026 tahmini 90 dolardan 95 dolara, 2027 beklentisi 75 dolardan 85 dolara, 2028 beklentisi ise 70 dolardan 80 dolara çıkarıldı.
Plastik ve Kauçuk:
TÜSMOD Plastik Fiyat Endeksi Mart ayında %6.47 artış gösterirken, 2026 yılı değişimi %10.37 artış ve son 12 aylık değişim %3.08 artış yönlü oldu. Şubat ayında fiyatı en çok düşen emtia -%1.06 azalış ile PET ve PC olurken, fiyatı en çok artan emtia %30.66 ile PE olurken; bunu %17.33 ile ABS, %16.54 ile PP ve %10.95 ile PS izledi. Chemorbis haberlerine göre; Polimer rallisi son yılların zirvesinde, ancak pandemi dönemindeki navlun şoku bu kez görülmüyor. Global polimer piyasaları Mart sonu itibarıyla büyük ölçüde 4 yılın en yüksek seviyelerine yükselirken, bazıları 2021’den bu yana en yüksek seviyelerini aştı ve bu durum pandemi döneminde görülen zirvelerle kaçınılmaz karşılaştırmalara yol açtı. Temel bölgelerdeki fiyatlar, Orta Doğu savaşının yol açtığı tedarik aksaklıkları ve yükselen hammadde piyasaları maliyetleri nedeniyle keskin şekilde artarken, piyasa katılımcıları benzer bir enflasyon döngüsünün oluşup oluşmadığını sorgulamaya başladı. Hindistan’da yurtiçi polimer üreticileri, Mart’ta görülen güçlü yükseliş eğilimini sürdürerek PVC, PP ve PE genelinde Nisan ayına yeni fiyat artışlarıyla başladı. Devam eden Orta Doğu gerilimleri, yüksek hammadde maliyetleri ve arz tarafındaki kesintiler tedariki sıkılaştırmaya devam ederken piyasa havasını da güçlü tutuyor. Trinseo, Avrupa’da Nisan PS, ABS ve SAN tekliflerini açıkladı. Sert zamlar, güçlenen hammadde kontrat seviyelerini takip etti. İtalya ve Batı Avrupa’da, AYPE piyasaları olağanüstü bir yükselişe sahne oldu. Fiyatlar, artan üretim maliyetleri ve devam eden tedarik belirsizlikleri ortamında tarihi zirvelere tırmandı. Alıcılar ve satıcılar, stok yönetimi, stratejik alımlar ve maliyet baskılarını dengelemeye çalışarak kaygan bir zeminde yol almaya çalışıyor; nihai kullanıcılar ise olası sıkışıklıklara karşı tedbir alıyor. Asya’da propilen fiyatları, Nisan’da ciddi arz sıkışıklığı ve agresif kısa pozisyondan çıkışlarla beraber G. Doğu Asya’nın K. Doğu Asya artışlarını keskin şekilde geride bırakmasıyla bu hafta yeni zirvelere sıçradı. O. Doğu’da kızışan gerginlikler, kısıtlanmış bölgesel arz ve Çin’de süregelen PDH kesintileri piyasalarda yükseliş havasını perçinlemeye devam etti. INVISTA, Çin’den ADN, HMD ve naylon 6,6 tedarikinde fors majör ilan etti. Şirket, Çin’deki Yinglon tesisindeki operasyonların, hammadde temininde yaşanan zorluklar nedeniyle kesintiye uğradığını açıkladı. Mısır’ın ithal LAYPE, YYPE fiyatları 2008’den bu yana en yüksek seviyede, lokal piyasaları tüm zamanların zirvesine ulaştı. ChemOrbis Fiyat Endeksi’ne göre, ithal ve lokal PE fiyatları, başlıca satıcılardan gelen yeni Nisan teklifleriyle birlikte bu hafta Mısır’da yeni zirvelere ulaştı. Orta Doğu’daki tedarik şoku, savaşın patlak vermesinden bu yana ithal fiyatlarında toplamda neredeyse %80’lik bir artışa yol açtı.
Enerji ve Petrol:
BloombergHT haberine göre; elektrik ve doğalgaz fiyatlarına 4 Nisan 2026 itibarıyla zam geldi. Elektrik üretim ve dağıtım maliyetlerindeki artış gerekçesiyle nihai elektrik perakende satış fiyatları yeniden düzenlendi. Buna göre mesken aboneleri için %25, alçak gerilimden bağlı kamu ve özel hizmetler sektörü aboneleri için %17,5, orta gerilimden bağlı sanayi aboneleri için %5,8, orta gerilimden bağlı tarımsal faaliyetler aboneleri için ise %24,8 oranında artış uygulanacak. Yapılan zamla birlikte aylık 100 kWh elektrik tüketen bir mesken abonesi için ödenecek tutar 323,8 TL oldu. Doğalgaz fiyatlarına ise konut tüketicileri için ortalama %25, sanayi tüketicileri için ortalama %18,61, elektrik üretim santralleri için ise ortalama %19,42 zam yapıldı. Ayrıca konut tüketicileri için kademeli fiyat uygulamasına geçildi. BOTAŞ`ın yayımladığı verilere göre, düşük tüketim yapan birinci kademede doğalgaz fiyatı metreküp başına 10,625 TL olurken, yüksek tüketim yapan ikinci kademede ise bu rakam 18 TL oldu. Şehit ailesi ile muharip ve malul gazilere ise 5,3125 TL`lik indirimli tarife uygulanacak. Nisan ayına ilişkin doğalgaz kademe sınırları, iller arasındaki iklim farklılıklarına bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Türkiye`nin en soğuk şehirlerinden Erzurum`da Nisan ayı için kademe sınırı 262,97 metreküp olarak belirlenirken, en sıcak şehirlerden Antalya`da bu sınır 124,95 metreküp seviyesinde. İstanbul`da ise kademe sınırı Nisan ayında 192,55 metreküp, Ankara`da 180,69 metreküp ve İzmir`de 157,90 metreküp seviyesinde. Sabah haberine göre; ABD ve İsrail`in Orta Doğu`da başlattığı savaş, küresel petrol piyasalarında dalgalanmalara yol açtı. Çatışmaların uzamasıyla birlikte hem fiyatlarda hem de beklentilerde hızlı değişimler yaşanırken, uluslararası finans kurumları Brent petrol için öngörülerini güncelledi. Kurumların tahminleri şu şekilde gerçekleşti. MPS Capital Services Banca per le Imprese SpA: 2. çeyrek 90 dolar, 3. çeyrek 80 dolar, yıl sonu 75 dolar. BMI: 2. çeyrek 66 dolar, 3. çeyrek 67 dolar, yıl sonu 69 dolar. Morgan Stanley: 2. çeyrek 110 dolar, 3. çeyrek 100 dolar, yıl sonu 90 dolar. JPMorgan Chase & Co: 2. çeyrek 59 dolar, 3. çeyrek 56 dolar, yıl sonu 55 dolar. Citigroup Inc: 2. çeyrek 95 dolar, 3. çeyrek 80 dolar, yıl sonu 75 dolar. Standard Chartered: 2. çeyrek 98 dolar, 3. çeyrek 85 dolar, yıl sonu 80,5 dolar. Bank of America Merrill Lynch: 2. çeyrek 80 dolar, 3. çeyrek 76 dolar, yıl sonu 74 dolar. Market Risk Advisory Co Ltd: 2. çeyrek 93,33 dolar, 3. çeyrek 83,33 dolar, yıl sonu 76,67 dolar. Jyske Bank: 2. çeyrek 80 dolar, 3. çeyrek 75 dolar, yıl sonu 75 dolar. Rabobank: 2. çeyrek 107 dolar, 3. çeyrek 96 dolar, yıl sonu 90 dolar. Macquarie Group Ltd: 2. çeyrek 113 dolar, 3. çeyrek 78 dolar, yıl sonu 86 dolar. Commerzbank AG: 2. çeyrek 90 dolar, 3. çeyrek 80 dolar, yıl sonu 80 dolar. Intesa Sanpaolo: 2. çeyrek 125 dolar, 3. çeyrek 85 dolar, yıl sonu 70 dolar. Julius Baer: 2. çeyrek 74,2 dolar, 3. çeyrek 62,5 dolar, yıl sonu 60 dolar. UBS Group: 2. çeyrek 100 dolar, 3. çeyrek 65 dolar, yıl sonu 67 dolar. Goldman Sachs: 2. çeyrek 99 dolar, 3. çeyrek 82 dolar, yıl sonu 80 dolar. LBBW (Landesbank Baden-Württemberg): 2. çeyrek 75 dolar, 3. çeyrek 75 dolar, yıl sonu 70 dolar. HSBC: 2. çeyrek 88 dolar, 3. çeyrek 78 dolar, yıl sonu 73 dolar. Barclays: 2. çeyrek 82,79 dolar, 3. çeyrek 75,38 dolar, yıl sonu 72,21 dolar. ING: 2. çeyrek 71 dolar, 3. çeyrek 68 dolar, yıl sonu 62 dolar.
Döviz Kurları:
TCMB 31 Mart 2026 kapanış verilerine göre, USD döviz satış kuru Mart ayında %1.36’lık artış ile 44,48 TL; EUR döviz satış kuru 51,02 TL ile yatay seyir izledi. EUR/USD paritesi ise %2,81 azalış ile 1.1472 seviyesine geriledi. Buna göre 2026 yılında EUR ve USD ortalama kur artışı %2,45 olarak gerçekleşti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Mart Piyasa Katılımcıları Anketine göre; katılımcıların yıl sonu dolar/TL beklentisi 51,09`dan 50,97`e gerilerken 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi ise 52,39`dan 52,70`e yükseldi. Investing haberine göre; Bank of America stratejistleri euro konusunda kısa vadeli düşüş görüşünü koruyor. EUR/USD paritesi için ikinci çeyrek sonunda 1,14 tahmini yapılıyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz artırsa bile riskler aşağı yönlü. Gelişen enflasyon tablosu faiz beklentilerini de etkiledi. BofA artık ECB’nin bu yıl iki kez faiz artıracağını görüyor. Artırımlar Haziran ve Temmuz’da olacak. Nisan ayı canlı bir toplantı olarak tanımlanıyor. Üçüncü bir artırım da mümkün. Bu arada Fed’in hala iki kez faiz indireceği bekleniyor. Ancak bu hamler Eylül ve Ekim’e ertelendi. Banka hiç indirim olmama riskine de işaret ediyor. Stratejistler şöyle yazdı: "Fed görünümümüz piyasanın 2026 için beklediğinden belirgin şekilde daha güvercin." Ekip bu farklılaşmanın döviz paritesi için karmaşık bir zemin yarattığını belirtti. ECB enflasyon güvenilirliğini korumaya odaklanıyor. Fed ise işgücü piyasasını önceliklendiriyor. Bu durum çeyrek ilerledikçe EUR/USD için destek olabilir. Bununla birlikte stratejistler reel bazda tablonun para birimi aleyhine döndüğünü söyledi. Yüksek euro bölgesi enflasyonu reel faiz avantajını aşındırıyor. Nominal ECB artırımlarının sağlayabileceği avantaj ortadan kalkıyor. Tarihsel örnekler de şüpheciliği artırıyor. ECB’nin 2008 ve 2011’deki kısa süreli faiz artırım döngüleri EUR/USD değer kaybıyla eş zamanlı oldu. Büyüme endişeleri sonuçta enflasyon etkisinden daha ağır bastı.
Yurtiçi Fiyat ve Maliyet Endeksleri:
TÜİK verilerine göre, Yİ-ÜFE (2003=100) 2026 yılı Mart ayında bir önceki aya göre %2,30 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %7,58 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %28,08 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %25,98 artış gösterdi. Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %32,28 artış, imalatta %29,43 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %14,32 artış ve su temininde %38,25 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında %25,84 artış, dayanıklı tüketim mallarında %30,45 artış, dayanıksız tüketim mallarında %31,95 artış, enerjide %27,78 artış ve sermaye mallarında %27,18 artış olarak gerçekleşti. Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %1,83 artış, imalatta %3,28 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %7,51 azalış ve su temininde %2,94 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında %2,07 artış, dayanıklı tüketim mallarında %0,89 artış, dayanıksız tüketim mallarında %2,56 artış, enerjide %4,65 artış ve sermaye mallarında %0,68 artış olarak gerçekleşti.
YD-ÜFE 2026 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre %2,38 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %6,53 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %35,55 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %28,90 artış gösterdi. Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %56,66 artış, imalatta %35,20 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında %32,95 artış, dayanıklı tüketim mallarında %45,18 artış, dayanıksız tüketim mallarında %43,44 artış, enerjide %14,12 artış, sermaye mallarında %34,90 artış olarak gerçekleşti. Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %3,20 artış, imalatta %2,36 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında %2,50 artış, dayanıklı tüketim mallarında %2,13 artış, dayanıksız tüketim mallarında %2,81 artış, enerjide %4,17 artış, sermaye mallarında %1,69 artış olarak gerçekleşti.




