Gürkan Hüryılmaz
GENEL GÖRÜNÜM
Değerli Meslektaşlarımız,
Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi konusunda üst kurum kimliği ile hareket eden TÜSMOD olarak, TÜSMOD olarak, 19 Haziran tarihinde düzenleyeceğimiz VUCABANI eğitimiyle, satınalma ve tedarik zinciri profesyonellerinin küresel pazarlardaki derin belirsizlikleri yönetebilmesi adına kritik bir stratejik adım atıyoruz. Modern iş dünyasının kaotik yapısını açıklayan VUCA (Oynaklık, Belirsizlik, Karmaşıklık, Muğlaklık) ile bireysel ve sistemsel kırılganlıklara odaklanan BANI (Kırılgan, Kaygılı, Doğrusal Olmayan, Anlaşılamaz) çerçevelerini sentezleyen bu model, meslektaşlarımıza sadece dış dünyadaki dalgalanmaları vizyonla göğüslemeyi değil, aynı zamanda sistemlerin kırılganlığına karşı dayanıklılık geliştirmeyi ve anlaşılamaz durumlarda şeffaf bir bilgelikle hareket etmeyi öğretmektedir. Özellikle son dönemde artan jeopolitik riskler, tedarik zinciri kesintileri ve ekonomik öngörülemezliklerin yarattığı kaygı ortamında, TÜSMOD çatısı altında sunduğumuz bu yetkinlik seti; karmaşık yapıları basitleştirme, doğrusal olmayan gelişmelere karşı çevik adaptasyon sağlama ve belirsizliği bir riskten ziyade gelişim kaldıracı olarak kullanma becerisi kazandırmaktadır. Bu eğitimle amacımız, meslektaşlarımızın statik planlama yöntemlerinin ötesine geçerek duygusal zekayı ve stratejik öngörüyü birleştiren bir yönetim anlayışıyla organizasyonlarını geleceğe güvenle taşımalarını sağlamaktır.
AA haberine göre; Dünya Bankası, Orta Doğu`daki savaşın küresel emtia piyasalarında ciddi bir şok yaratmasıyla enerji fiyatlarının bu yıl % 24 artarak 2022`de Rusya`nın Ukrayna`yı işgalinden bu yana en yüksek seviyesine çıkmasının beklendiğini bildirdi. Raporda, emtia fiyatlarının yükselen enerji ve gübre fiyatları ile bazı kritik metallerin rekor seviyedeki fiyatlarının etkisiyle bu yıl % 16 artmasının öngörüldüğü kaydedildi. Orta Doğu`daki savaşın küresel emtia piyasalarında ciddi bir şok yaratmasıyla enerji fiyatlarının bu yıl % 24 artacağının tahmin edildiği belirtilen raporda, 2022`de Rusya`nın Ukrayna`yı işgalinden bu yana en yüksek seviyesine çıkmasının beklendiği aktarıldı. Raporda, analizlerin bu şokun istihdam yaratma ve kalkınma üzerinde ciddi etkilerinin olacağını gösterdiği ifade edildi. Dünya Bankası`nın raporunda, enerji altyapısına yönelik saldırılar ve küresel deniz yoluyla taşınan ham petrol ticaretinin yaklaşık % 35`inin geçtiği Hürmüz Boğazı`nda taşımacılıkta yaşanan aksamaların küresel petrol arzında başlangıçta günde yaklaşık 10 milyon varillik bir azalmaya yol açarak kayıtlardaki en büyük petrol arz şokunu tetiklediği belirtildi. Brent petrol fiyatlarının son dönemdeki zirvesinden gerilemiş olsa da nisan ortası itibarıyla yıl başına kıyasla % 50`den fazla yüksek kalmaya devam ettiği kaydedilen raporda, Brent petrolün varil fiyatının 2025`teki ortalama 69 dolar seviyesinden 2026`da ortalama 86 dolara yükselmesinin beklendiği aktarıldı. Raporda, bu tahminlerin, en şiddetli aksamaların mayıs ayında sona ereceği ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatın 2026 sonuna kadar kademeli olarak savaş öncesi seviyelere döneceği varsayımına dayandığı notu düşüldü. Gübre fiyatlarının üre fiyatlarındaki % 60`lık sıçramanın etkisiyle 2026`da % 31 artmasının beklendiği belirtilen raporda, bu fiyatları karşılayabilme gücünün 2022`den bu yana en kötü seviyesine gerileyerek çiftçi gelirlerini azaltacağı ve gelecekteki mahsul verimini tehdit edeceği ifade edildi. Raporda, alüminyum, bakır ve kalay dahil temel metal fiyatlarının veri merkezleri, elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji gibi sektörlerden gelen güçlü talebi yansıtacak şekilde tüm zamanların en yüksek seviyelerine ulaşmasının beklendiği aktarıldı. Jeopolitik belirsizliğin "güvenli liman" varlıklarına olan talebi artırmasıyla değerli metallerin "fiyat ve dalgalanma rekorları" kırmaya devam ettiğine işaret edilen raporda, ortalama fiyatların 2026`da % 42 artacağının tahmin edildiği belirtildi. Raporda, bu şokların emtia fiyatlarında neden olduğu artışın dünya genelinde enflasyonu yükselteceği ve büyümeyi yavaşlatacağı belirtildi. Gelişmekte olan ekonomilerde enflasyonun temel varsayımlar altında 2026`da ortalama % 5,1 olacağının öngörüldüğü kaydedilen raporda, bunun geçen yılki % 4,7 seviyesinin üzerinde ve savaştan önce beklenen orandan tam bir puan yüksek olduğu bildirildi. Raporda, temel ihtiyaç maddelerindeki yüksek fiyatların gelirler üzerinde baskı kurması ve Orta Doğu ile yapılan ticaretin keskin kısıtlamalarla karşı karşıya olması nedeniyle, gelişmekte olan ekonomilerde büyümenin de zayıflayacağı ifade edildi. Gelişmekte olan ekonomilerin 2026`da % 3,6 büyümesinin beklendiği belirtilen raporda, bu oranın ocak ayındaki tahminlere kıyasla 0,4 puanlık aşağı yönlü revizyonu yansıttığı kaydedildi. Raporda, çatışmadan doğrudan etkilenen ekonomilerin en büyük zararı göreceği, dünya genelinde emtia ithalatçılarının % 70`inin ve emtia ihracatçılarının % 60`ından fazlasının ocak ayında öngörülenden daha zayıf bir büyüme kaydedebileceği aktarıldı. Çatışmaların tırmanması veya arz kesintilerinin öngörülenden uzun sürmesi durumunda emtia fiyatlarının daha da yükselebileceğine dikkatin çekildiği raporda, kritik petrol ve gaz tesislerinin daha fazla hasar gördüğü ve ihracat hacimlerinin yavaş toparlandığı bir senaryoda Brent petrol fiyatlarının 2026`da ortalama 115 dolara kadar çıkabileceği uyarısında bulunuldu. Raporda, bu durumun gübre ve biyoyakıt gibi alternatif enerji kaynaklarının fiyatları üzerinde zincirleme etki yaratacağına işaret edilerek, bu senaryoda gelişmekte olan ekonomilerdeki enflasyonun bu yıl % 5,8`e yükselebileceği ve bunun son on yılda yalnızca 2022`de aşılan bir seviye olduğu kaydedildi.
A Para haberine göre; Çin`de tatil sonrası üretim ve inşaat faaliyetlerinin canlanacağı beklentisi, demir cevheri ve bakır fiyatlarını yukarı taşıdı. Artan çelik talebi ve jeopolitik risklerin azalması endüstriyel metallere destek verirken, piyasalar genelinde toparlanma eğilimi öne çıktı. Buna rağmen yüksek arz ve zayıf talep görünümü fiyat artışlarını sınırlamayı sürdürüyor. Demir cevheri vadeli fiyatları, Çin`in Mayıs Günü tatilinin ardından çelik talebinin toparlanacağı beklentisiyle Çarşamba günü yükseldi. Dalian Emtia Borsası`nda eylül vadeli kontrat % 2,33 artışla 812 yuan (119,08 dolar) seviyesine çıkarken, Singapur Borsası`nda haziran vadeli kontrat % 1,19 yükselerek 109,8 dolara ulaştı. Çinli aracı kurum Galaxy Futures, tatil sonrası inşaat faaliyetlerindeki canlanma ve yüksek fırınların yeniden devreye girmesiyle çelik talebinde artış beklendiğini belirtti. Ayrıca yaz aylarına yaklaşırken enerji talebindeki yükselişin kok kömürü ve kok fiyatlarını oynak hale getirdiği, bunun da demir cevherine destek sağladığı ifade edildi. Buna karşın, yüksek ithalat seviyeleri ve zayıf çelik talebinin fiyatlardaki yükselişi sınırladığı vurgulandı. Mysteel verilerine göre 27 Nisan–3 Mayıs döneminde Çin`in 47 limanına demir cevheri girişinin 2,15 milyon ton arttığı kaydedildi. Donghai Futures analisti Liu Huifeng ise çelik talebinde kısmi toparlanma görülse de genel tüketimin zayıf seyrini koruduğunu belirtti. Liu ayrıca enerji ve hammadde maliyetlerindeki artışın üretici marjlarını baskılamaya devam ettiğini ifade etti. Vadeli piyasalarda diğer çelik üretim girdileri de yükseliş gösterdi. Kok kömürü % 2,57, kok % 2,04 artarken; Şanghay`da inşaat demiri, sıcak haddelenmiş rulo, filmaşin ve paslanmaz çelikte de yükselişler görüldü. Bakır fiyatları ise azalan jeopolitik riskler ve Çin piyasalarının tatil sonrası yeniden açılmasıyla yükseldi. Londra Metal Borsası`nda üç aylık bakır kontratı % 1,3 artışla 13.309 dolar seviyesine çıkarak son günlerin en yüksek değerine ulaştı. Şanghay Vadeli İşlemler Borsası`nda bakır kontratları % 1,7 yükselirken, analistler Orta Doğu`daki gerilimin azalmasının küresel piyasalarda risk iştahını artırdığını belirtti. Ayrıca yapay zekâ yatırımlarının yarattığı yapısal bakır talebinin fiyatları desteklediği ifade edildi. Hürmüz Boğazı`na ilişkin risklerin azalması da piyasalarda rahatlama yarattı. ABD Başkanı`nın İran ile anlaşma sürecine dair olumlu açıklamaları sonrası hisse senetleri yükselirken petrol ve dolar endeksi geriledi. Diğer metallerde de genel olarak pozitif bir görünüm hâkim oldu. Alüminyum sınırlı düşüş gösterse de nikel, kurşun, çinko ve kalay fiyatlarında artışlar kaydedildi. Şanghay piyasasında da benzer şekilde çoğu metalde yükseliş görüldü. Analistler, jeopolitik risklerin azalması ve Çin talebindeki toparlanmanın endüstriyel metallerde yılın geri kalanında da destekleyici bir etki yaratabileceğini değerlendiriyor.
AA haberine göre; IMF Dünya Ekonomik Görünüm Raporu`nun nisan sayısını yayımladı. Raporda, şubat ayı sonunda Orta Doğu`da patlak veren savaş nedeniyle küresel ekonominin bir kez daha rotasından çıkma tehdidiyle karşı karşıya olduğu aktarıldı. Geçen yıl boyunca yüksek ticaret engelleri ve artan belirsizlikten kaynaklanan ters rüzgarların teknoloji odaklı yatırımlar, destekleyici finansal koşullar ile mali ve para politikası destekleriyle dengelendiği anımsatılan raporda, Orta Doğu`daki çatışmanın emtia piyasaları, enflasyon beklentileri ve finansal koşullar üzerindeki etkileriyle önemli bir karşı güç oluşturduğu ifade edildi. Raporda, tahminler için tutarlı bir varsayımlar setini gerçek zamanlı olarak oluşturmanın zorluğundan dolayı geleneksel temel senaryo yerine bir "referans tahmin" sunulduğu belirtilerek, bu tahminin savaşın süresinin, yoğunluğunun ve kapsamının sınırlı kalacağı, aksaklıkların 2026 ortasına kadar ortadan kalkacağı varsayımına dayandığı kaydedildi. Durumun değişkenliği nedeniyle çatışmanın daha uzun sürdüğü veya genişlediğine dair senaryoların da yer aldığı raporda, çatışmalar ve beraberindeki aksaklıklar devam ettikçe bu senaryoların gerçekleşme olasılığının giderek arttığı belirtildi. Raporda, referans tahmin doğrultusunda, küresel ekonomik büyüme hızının 2025`teki % 3,4 seviyesinden 2026`da % 3,1`e yavaşlamasının, 2027`de ise % 3,2 olmasının beklendiği bildirildi. IMF`nin ocak ayında yayımladığı tahminlerine kıyasla bu yıla ilişkin küresel ekonomik büyüme tahmini 0,2 puan aşağı yönlü revize edilirken gelecek yıla ilişkin büyüme tahmininde değişikliğe gidilmedi. Küresel ekonomik büyümenin orta vadede % 3,7`lik tarihsel ortalamasının altında kalarak bu oranlarda seyretmesinin beklendiği aktarılan raporda, savaş olmasaydı küresel ekonomik büyüme tahmininin yukarı yönlü revize edileceğine işaret edildi. Raporda, 2026 yılına yönelik aşağı yönlü revizyonun büyük ölçüde Orta Doğu`daki çatışmanın yol açtığı aksaklıkları yansıttığı, bunun son dönemdeki güçlü veriler ve düşen gümrük tarifesi oranlarının etkisiyle kısmen dengelendiği kaydedildi. Enflasyon tahminlerinde ise yukarı yönlü revizyonlara gidildiği belirtilen raporda, küresel manşet enflasyonun bu yıl % 4,4`e yükselmesinin ardından 2027`de % 3,7`ye gerilemesinin beklendiği aktarıldı. Raporda, enerji fiyatlarında daha büyük ve kalıcı artışların olduğu olumsuz bir senaryoda küresel ekonomik büyümenin 2026`da % 2,5`e gerilemesi ve enflasyonun % 5,4`e ulaşmasının beklendiği belirtildi. Çatışma bölgesindeki enerji altyapısının daha fazla zarar gördüğü daha ciddi bir senaryoda ise etkinin çok daha büyük olacağına işaret edilen raporda, küresel ekonomik büyümenin 2026`da % 2 civarına inmesinin, manşet enflasyonun 2027`ye kadar % 6`nın biraz üzerine çıkmasının öngörüldüğü kaydedildi. Raporda, küresel ekonomiye yönelik aşağı yönlü risklerin baskın durumda olduğu vurgulandı. Ülkelerin ekonomik büyüme tahminlerinin de paylaşıldığı raporda, gelişmiş ekonomiler grubunda yer alan ABD ekonomisine ilişkin büyüme beklentisinin bu yıl için % 2,4`ten 2,3`e düşürülürken gelecek yıl için % 2`den 2,1`e çıkarıldığı aktarıldı. Avro Bölgesi ekonomisine ilişkin büyüme tahmininin bu yıl için % 1,3`ten 1,1`e indirildiği vurgulanan raporda, bölge ekonomisinin gelecek yıla ilişkin büyüme tahmininin de % 1,4`ten 1,2`ye çekildiği ifade edildi. Raporda, Almanya`nın büyüme tahmininin bu yıl için % 1,1`den 0,8`e ve gelecek yıl için % 1,5`ten 1,2`ye düşürüldüğü, Fransa ekonomisine ilişkin büyüme beklentisinin de bu yıl için % 1`den 0,9`a ve gelecek yıl için % 1,2`den 0,9`a indirildiği bildirildi. İtalya ekonomisine ilişkin büyüme tahminlerinin bu yıl ve gelecek yıl için % 0,7`den 0,5`e düşürüldüğü belirtilen raporda, İspanya ekonomisine dair büyüme tahmininin bu yıl için % 2,3`ten 2,1`e ve gelecek yıl için % 1,9`dan 1,8`e çekildiği kaydedildi. Raporda, İngiltere ekonomisinin büyüme beklentisinin bu yıl için % 1,3`ten 0,8`e ve gelecek yıl için % 1,5`ten 1,3`e düşürüldüğü, Kanada ekonomisinin büyüme öngörüsünün bu yıl için % 1,6`dan 1,5`e çekilirken gelecek yıl için % 1,9 olarak korunduğu, Japonya ekonomisinin büyüme tahmininin ise bu yıl için % 0,7, gelecek yıl için % 0,6 olarak tutulduğu aktarıldı. IMF`nin raporunda, yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülke ekonomileri grubunda ise Çin ekonomisine ilişkin büyüme beklentisinin bu yıl için % 4,5`ten 4,4`e indirilirken gelecek yıl için % 4 olarak korunduğu belirtildi. Hindistan ekonomisinin bu yıl ve gelecek yıla ilişkin büyüme tahminlerinin % 6,4`ten 6,5`e çıkarıldığı kaydedilen raporda, Rusya ekonomisine dair büyüme beklentisinin de bu yıl için % 0,8`den 1,1`e ve gelecek yıl için % 1`den 1,1`e yükseltildiği aktarıldı. Raporda, ABD ve İsrail`in 28 Şubat`ta başlattığı saldırıların hedefi olan İran ekonomisinin bu yıl % 6,1 daralmasının, 2027`de ise % 3,2 büyümesinin öngörüldüğü bildirildi. Orta Doğu`daki çatışmalardan etkilenen petrol ihracatçısı ülkelerden Katar ekonomisinin bu yıl % 8,6 küçülmesinin ve gelecek yıl % 8,6 büyümesinin beklendiği belirtilen raporda, Kuveyt ekonomisinin de bu yıl % 0,6 daralmasının ardından gelecek yıl % 2,8 büyümesinin tahmin edildiği kaydedildi. Raporda, Bahreyn ekonomisinin bu yıl % 0,5 küçülmesinin, gelecek yıl ise % 4,5 büyümesinin, Irak ekonomisinin de bu yıl 6,8 daralmasının, gelecek yıl % 11,3 büyümesinin beklendiği ifade edildi. Raporda, Türkiye ekonomisinin bu yıl % 3,4, gelecek yıl % 3,5 büyümesinin beklendiği bildirildi. IMF ocak ayındaki tahminlerinde Türk ekonomisinin 2026`da % 4,2 ve 2027`de % 4,1 büyümesini öngörmüştü. Ayrıca raporda, Türkiye`de 2026 yıl sonu enflasyonunun % 28,6 ve 2027`de % 21,4 olmasının, işsizlik oranının da bu yıl % 8,3, gelecek yıl % 8,7 olmasının beklendiği kaydedildi.
Tüm bu gelişmeler altında, emtia fiyat analizleri aşağıdaki şekilde ele alınmıştır.
Selamlarım ve saygılarımla.
Metal-Demir-Çelik:
Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre Bakır fiyatları Nisan ayını %6,00’lık artış ile 12.890 dolar/ton seviyelerinde kapatırken, LME Bakır Stokları ise aynı ay için %10,29’luk artış gösterdi. Dünya haberine göre; Bakır fiyatları, Endonezya`daki Grasberg madeninde üretimin normale dönmesinin gecikeceğine dair raporların ardından yükselişini sürdürüyor. Küresel piyasalarda metal, 2026 yılının en güçlü haftalık performansını sergilemeye doğru ilerliyor. Londra Metal Borsası`nda üç ay vadeli bakır fiyatları, %1,3 artışla ton başına 13.558,50 dolara kadar çıktı. Metal 13.619 dolara ulaşarak, 29 Ocak`tan bu yana en yüksek seviyesini kaydetti. Piyasalardaki hareketlilik, Freeport-McMoRan şirketinin Grasberg madeninde tam kapasiteye dönüş hedefini 2028 başına ertelemesiyle ivme kazandı. Şirket, daha önceki açıklamalarında üretimin 2027 sonunda normale yaklaşacağını öngörmüştü. Bloomberg News tarafından paylaşılan bu rapor, arz beklentilerini daraltarak fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu. Analist Tom Price, maden mühendislerinin hızlı bir toparlanmadan nadiren bahsettiğini, ancak bu gecikmenin beklentileri aştığını ifade etti. Piyasadaki bu iyimserlik, Körfez bölgesindeki gerilimin azalabileceğine dair umutlarla da destekleniyor. Yatırımcıların de-eskalyasyon durumunda savaş öncesi temalara dönmesi beklenirken, ABD`li alıcılar olası gümrük vergilerine karşı önlem almayı sürdürdü. BloombergHT haberine göre; Bakır piyasasında yeni bir dönem çekişme dönemi başlıyor. Trafigura Endüstriyel Metaller Analiz Başkanı Henry Van, Hong Kong`da düzenlenen LME Asia Week seminerinde yaptığı açıklamada, ABD ve Çin arasındaki rekabetin metal fiyatlarını yukarı çekecek yeni bir katalizör olduğunu belirtti. Piyasa için en kritik an, bu yılın Temmuz ayı başında yaşanacak. ABD`nin bu tarihte rafine bakır ithalatına ek ücretler getirme konusunda nihai bir karar vermesi bekleniyor. Henry Van, gümrük vergilerinin yürürlüğe girmesi gelecek yıla ertelense bile, bu durumun ABD’ye yönelik büyük hacimli bakır akışını ve stratejik stoklama iştahını teşvik edeceğini vurguluyor. Van`a göre, ABD`nin bu hamlesi Şanghay fiyatlarının birimleri kendine çekebilmesi için daha yüksek seviyelerde fiyatlanması gerektiği anlamına geliyor. Trafigura analizine göre, bakır piyasasındaki bölgesel eşitsizlikler fiyatları yukarı süren ana mekanizmaya dönüştü. Şu anda dünyanın her iki yanından, hem Çin’den hem de ABD’den bakır arzını güvence altına almaya yönelik güçlü bir "çekim" etkisi gözleniyor. Van, yıl ortasında sonuçlanacak ticaret soruşturmasının ardından ABD’nin rafine bakır ithalatına vergi getirmeyeceği yönündeki görüşlere şaşırdığını ifade ederek, piyasanın bu riski ciddiye alması gerektiğini ima ediyor. Paratic haberine göre ise Kitco News’e konuşan izsla Copper Corp CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı Craig Parry, bakırın mevcut emtia döngüsünde hem altın hem de gümüşten daha iyi performans gösterebileceğini belirterek fiyatların bu 10 yılın sonunda pound başına 20 ila 30 dolara kadar yükselebileceğini öne sürdü. Parry’ye göre bakır piyasasında arz-talep dengesizliği giderek büyüyor. Küresel elektrifikasyon, yeşil enerji dönüşümü ve altyapı yatırımları talebi desteklerken, yeni maden projelerindeki yetersizlik arz tarafında ciddi baskı yaratıyor. CEO, önceki büyük emtia döngüsünde bakır fiyatlarının pound başına 0,70 dolardan 4,60 dolara yükseldiğini hatırlatarak, mevcut makroekonomik koşulların bugün çok daha güçlü olduğunu ifade etti.
Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre Alüminyum fiyatları Nisan ayında %0,06’lık düşüş ile 3.583 dolar/ton seviyelerinde kapatırken, LME Alüminyum Stokları ise aynı ay için %11,93’lük azalış gösterdi. Dünya Bankası’nın Nisan 2026 tarihli Emtia Piyasaları Görünümü raporu ve S&P Global’in güncel analizlerine göre, küresel alüminyum piyasası son yılların en dinamik fiyat hareketlerinden birini yaşamaktadır; öyle ki Dünya Bankası`nın 2026 yılı için öngördüğü %21,6`lık fiyat artış tahmini, piyasa gerçeklerinin gerisinde kalarak "gölgede kalmış" durumdadır. Banka, alüminyumun 2025 yılındaki 2.632 dolar seviyesinden yükselerek 2026 yılında ortalama 3.200 dolar/ton seviyesine ulaşacağını öngörmesine rağmen, Nisan ayı sonu itibarıyla spot fiyatların 3.500 doları aşması ve Mart başından bu yana tahminlerin üzerinde seyretmesi, arz-talep dengesizliğinin beklenenden çok daha sert olduğunu kanıtlamaktadır. Orta Doğu`daki jeopolitik gerilimlerin lojistik kanalları ve enerji yoğun üretimi tehdit etmesi, küresel stokların kritik derecede düşük seviyelerde seyretmesi ve yenilenebilir enerji altyapısı ile veri merkezlerinden gelen güçlü endüstriyel talep, fiyatları yukarı yönlü iten temel faktörler olarak öne çıkarken; analistler, piyasanın kurumsal modellerin varsaydığı 3.200 dolar bandını çoktan aştığına ve jeopolitik risk primlerinin daha agresif bir şekilde fiyatlandığına dikkat çekmektedir. Her ne kadar 2027 yılında arz koşullarının normalleşmesiyle fiyatlarda bir miktar soğuma beklense de, mevcut konjonktürde sıkışık piyasa koşullarının ve Çin`in üretim kapasitesindeki sınırlamaların etkisiyle alüminyum fiyatlarının 3.300 ila 3.600 dolar arasındaki konsensüs aralığında kalmaya devam edeceği ve Dünya Bankası`nın muhafazakar tahminlerini geride bırakacağı vurgulanmaktadır. Orta Doğu`da tırmanan gerilim ve İran merkezli savaş riskleri, küresel alüminyum piyasalarında derin bir arz endişesi yaratarak fiyat tahminlerini yukarı yönlü revize etmeye devam ediyor. deVere Group ve çeşitli küresel finans kuruluşlarının analizlerine göre, halihazırda sıkışık olan piyasa koşullarına bölgedeki jeopolitik krizin de eklenmesiyle alüminyum fiyatlarının bu yıl ton başına 4.000 dolar seviyesine ulaşabileceği öngörülüyor. Özellikle Hürmüz Boğazı`ndaki nakliye kesintileri ve Körfez bölgesindeki ihracat odaklı dökümhanelerin operasyonel riskleri, küresel arzın %10`undan fazlasını tehdit ederken; ING, Citi ve Goldman Sachs gibi dev kurumların analistleri, olası bir üretim kaybı veya lojistik tıkanıklık durumunda fiyatların hızla 3.600 dolarlık direnci aşarak tarihi zirvelere yönelebileceğine dikkat çekiyor. Halihazırda 2026 yılı için bir arz açığı beklenen piyasada, emtia stratejistleri bu çatışmanın sadece petrol ve doğalgazı değil, enerji yoğun bir sektör olan alüminyumu da en kırılgan varlıklardan biri haline getirdiğini savunurken; otomotivden havacılığa kadar geniş bir yelpazede üretim maliyetlerinin artabileceği ve bu durumun küresel enflasyonist baskıları tetikleyebileceği vurgulanıyor.
Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre Nikel fiyatları Nisan ayını %13,73’lük artış ile 19.175 dolar/ton seviyelerinde kapatırken, LME Nikel Stokları ise aynı ay için %1,47’lik azalış gösterdi. Outokumpu paslanmaz çelik Mayıs 2026 prim fiyatlarını; 430 kalite için 35 EUR/ton artış, 304 kalite için 28 EUR/ton artış ve 316 kalite için 7 EUR/ton azalış ile açıkladı. Sabah haberine göre; Nikel piyasası, Endonezya’daki üretim kotalarının azaltılması ve küresel kükürt arzındaki daralma nedeniyle yükselen arz endişeleriyle birlikte son iki yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. Şanghay`da nikel fiyatları % 1,8`e kadar artarak ton başına 19.350 dolar seviyesine çıktı ve Haziran 2024`ten bu yana en yüksek gün içi seviyesini gördü. Londra Metal Borsası`nda işlem gören vadeli kontratlar ise İran`daki çatışmaların başlamasından bu yana yaklaşık % 10 oranında yükseliş kaydetti. Endonezya`nın üretim kotasında yaptığı kesinti, küresel nikel arzının önemli bir bölümünü karşılayan ülkede üretimi sınırlandırarak piyasalarda daralma beklentilerini güçlendirdi. Diğer metallerde ise daha sınırlı hareketler dikkat çekti. Bakır fiyatları % 0,1 artışla 13.325 dolar seviyesine yükselirken, kalay % 0,4 düşüşle 50.150 dolar seviyesine geriledi. Uzmanlar, nikeldeki yükselişin yalnızca arz sıkışıklığıyla açıklanamayacağını belirtiyor. İran`daki savaş ve Hürmüz Boğazı çevresindeki jeopolitik gerilimler, küresel lojistik ve tedarik zincirlerine yönelik riskleri artırarak fiyatlar üzerinde ek yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Piyasalar, hem jeopolitik gelişmeleri hem de arz kısıtlamalarının kalıcı olup olmayacağını yakından takip etmeyi sürdürüyor. Sektörel araştırma firması BMI ve S&P Global`in güncel raporlarına göre, nikel piyasası hem jeopolitik krizlerin hem de stratejik üretim kısıtlamalarının etkisiyle yapısal olarak daha güçlü bir fiyat ortamına evrilmektedir. İran merkezli savaş riskleri, özellikle yüksek basınçlı asit liçleme (HPAL) operasyonları için kritik bir reaktif olan kükürt tedarikini sekteye uğratarak Endonezya`daki nikel işlemcilerini üretim kapasitelerini düşürmeye zorlamış; bu durum arz tarafında beklenmedik bir daralma yaratarak Londra Metal Borsası`ndaki nikel vadeli işlemlerini iki yılın en yüksek seviyesi olan ton başına 19.000 doların üzerine taşımıştır. Endonezya hükümetinin düşük fiyatları desteklemek adına maden üretim kotalarını (RKAB) sert bir şekilde kısıtlaması ve küresel kükürt kıtlığı, piyasadaki yapısal fazlalığın erimesine neden olurken; BMI, 2026 yılı için ortalama nikel fiyat tahminini 16.600 dolara revize etmiş, ancak devam eden Orta Doğu çatışmaları ve enerji maliyetlerindeki artışın bu tahminlerin üzerinde bir yukarı yönlü baskı oluşturabileceğine işaret etmiştir. Her ne kadar paslanmaz çelik sektörü ve temiz enerji dönüşümünden gelen talep ana dayanak noktası olmaya devam etse de, analistler kısa vadede jeopolitik şokların piyasa duyarlılığını domine edeceğini, uzun vadede ise Endonezya`nın üretim kapasitesini ölçeklendirme hızının ve kükürt tedarik zincirindeki istikrarın nikelin 2030`lara kadar sürecek fiyat yörüngesini belirleyeceğini vurgulamaktadır. Australian Resources and Investment tarafından yayımlanan güncel analizlere göre, nikel piyasası küresel çaptaki jeopolitik çalkantılara ve Orta Doğu`daki gerilimlere rağmen dirençli bir görünüm sergileyerek fiyat tahminlerini yukarı yönlü güncellemeye devam ediyor. Analistler, nikel fiyatlarının ton başına 19.000 dolar seviyelerini aşarak son iki yılın en güçlü performanslarından birini sergilediğine dikkat çekerken; bu yükselişin arkasında Endonezya`nın üretim kotalarındaki (RKAB) kısıtlamalar, kükürt tedarikinde yaşanan aksaklıklar ve enerji maliyetlerindeki artışın yarattığı arz daralması bulunuyor. Özellikle paslanmaz çelik sektöründen gelen istikrarlı talebin yanı sıra elektrikli araç bataryaları için kritik öneme sahip olan yüksek saflıktaki nikel ihtiyacının, piyasadaki arz fazlası endişelerini dengelediği ve yatırımcı güvenini tazelediği vurgulanıyor. BMI ve diğer finansal kuruluşların raporlarına dayandırılan öngörülerde, kısa vadeli volatiliteye rağmen nikelin 2026 yılı boyunca güçlü bir zemin üzerinde kalacağı, jeopolitik risk primlerinin fiyatlara tam anlamıyla yansımasıyla birlikte mevcut direnç noktalarının test edileceği ve piyasanın "ayı" eğiliminden uzaklaşarak daha dengeli bir büyüme patikasına girdiği ifade ediliyor.
Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre Çinko fiyatları Nisan ayını %5,10’luk artış ile 3.347 dolar/ton seviyelerinde kapatırken, LME Çinko Stokları ise aynı ay için %13,84 azalış gösterdi. BMI, “2026 yılı çinko fiyat tahminimizi daha önce 2.780 $/ton olan seviyeden 2.950 $/ton`a revize ediyoruz; fiyatların, süregelen girdi maliyeti baskılarıyla desteklenmeye devam etmesi bekleniyor” dedi. Çinko fiyatları, 17 Nisan itibarıyla yılbaşından bu yana ortalama 3.277 $/ton seviyesindeydi ve yıllık bazda %8 artış göstererek, önemli stok çekimleri ve arzın daralacağına dair artan beklentilerle desteklenen, fiyatların ortalama 2.867 $ olduğu 2025 yılındaki ivmeyi sürdürdü. Dünya Bankası Emtia Görünümü raporunda, küresel çinko üretiminin 2026 yılında mütevazı bir şekilde artmasının beklendiğini, büyük üretici ülkelerdeki artan maden üretiminin konsantre bulunabilirliğini iyileştireceğini, ancak yüksek enerji maliyetlerinin rafine üretimdeki genişlemeyi sınırlayacağını belirtti. BMI, çinko fiyatlarının ilk çeyrekte dalgalanma gösterdiğini, yılın başındaki kazanımların arz tarafındaki endişelerden kaynaklandığını, ancak Şubat ayı sonlarında ABD-İran çatışmasının tırmanmasının ardından makroekonomik belirsizlik nedeniyle dengelendiğini belirtti. Son haftalarda, çatışmanın yoğunlaşmasıyla birlikte fiyatlar toparlandı ve temel girdilerin bulunabilirliği konusundaki endişeler arttı, bu da eritme tesisleri üzerindeki mevcut baskıları daha da kötüleştirdi. Dünya Bankası, Çin`in gayrimenkul sektöründeki devam eden zayıflığın çelik tüketimini ve galvanizleme faaliyetlerini olumsuz etkileyeceğini ve 2026-27 yıllarında çinko talebini azaltacağını söyledi. “Altyapı, elektrik şebekeleri ve yenilenebilir enerji tesislerine yapılan küresel yatırımların artmasıyla bağlantılı olarak artan çinko tüketimi, genel olarak küresel talep artışında mütevazı bir denge sağlayacak gibi görünüyor,” denildi. BMI, İran savaşının kükürt piyasasındaki önceden var olan sıkışıklığı daha da kötüleştirdiğini belirtti. Bu durum, eriticiler için girdi maliyeti risklerini artırdı ve fiyatların temel belirleyicisi haline geldi.
Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre Kurşun fiyatları Nisan ayını %3,30’luk artış ile 1.943 dolar/ton seviyelerinde kapatırken, LME Kurşun Stokları ise aynı ay için %4,30’luk azalış gösterdi. Aynı dönem için LME Kalay fiyatları %7,76’lık artış ile 49.150 dolar/ton olurken, LME Kalay stokları %1,26’lık azalış gösterdi. EBC uzmanlarına göre kalay, özellikle yapay zeka (AI), yarı iletkenler ve elektrikli araçlar gibi yüksek büyüme potansiyeline sahip teknoloji sektörlerindeki kritik rolü nedeniyle "yeni bakır" olarak adlandırılmaya başlanmış ve Londra Metal Borsası`nda (LME) ton başına 53.462 dolar ile nominal tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşarak dikkat çekici bir performans sergilemiştir. Toplam talebin yaklaşık %50’sini oluşturan lehimleme sektörünün, elektronik ve veri merkezlerindeki genişlemeyle birlikte yapısal bir büyüme ivmesi kazanması beklenirken; arz tarafında Myanmar`daki ihracat belirsizlikleri ve Endonezya`daki kota kısıtlamaları gibi faktörler piyasayı 2021`den bu yana ilk kez ciddi bir açığa (deficit) sürüklemektedir. Analistler, 2026 yılı için rafine kalay üretimindeki %3`lük artışın %3,5`lik talep büyümesinin gerisinde kalacağını öngörürken, bu arz-talep dengesizliğinin dar ve likiditesi düşük olan kalay piyasasında fiyat oynaklığını yüksek tutmaya devam edeceği ve metalin teknolojik dönüşümün vazgeçilmez bir parçası olarak bakırın altyapıdaki ağırlığına benzer bir stratejik öneme kavuşacağı tahmin edilmektedir.
Demir Cevheri fiyatları, Nisan ayında %0,91’lik azalış göstererek 109 dolar/ton seviyesine yükseldi. LME Çelik Hurda CFR Türkiye (Platts) fiyatları Nisan ayında %0,24’lük artış kaydederken, son 12 aylık değişimi %17,83 artış yönlü oldu. LME İnşaat Çeliği FOB Türkiye (Platts) fiyatları ise Nisan ayında %0,67 oranında artaken, son 12 aylık değişim ise %9,43 artış yönlü oldu. Investing haberine göre; Fitch Ratings’in metal tahminlerini yukarı yönlü revize etti. Demir cevheri için 2026 tahmini 90 dolardan 95 dolara, 2027 beklentisi 75 dolardan 85 dolara, 2028 beklentisi ise 70 dolardan 80 dolara çıkarıldı. Uzmanlara göre; Nisan ayında, demir cevheri (KORE %62 Fe/Qingdao) ortalama maliyeti Mart ayına göre %2,8 artarak metrik ton başına 109,34 dolara (CFR) ulaştı. 24 Nisan itibarıyla fiyat, bir önceki haftaya göre %1,2 artışla metrik ton başına 110,21 dolara (CFR) yükseldi. Ay boyunca demir cevheri piyasasında önemli dalgalanmalar yaşandı, ancak çeşitli etkenlerin net etkisi hafifçe olumlu kaldı. Nisan başlarında, fiyatlar Çin`in çelik üretimine yeniden başlaması, yüksek fırın faaliyetlerinin artması ve pik demir üretiminin yükselmesinden destek buldu. ABD-İran çatışmasından kaynaklanan yüksek enerji maliyetleri de madencilik, nakliye ve lojistik giderlerinde artış beklentilerini körükleyerek rol oynadı.
Plastik ve Kauçuk:
TÜSMOD Plastik Fiyat Endeksi Nisan ayında %14,57 artış gösterirken, 2026 yılı değişimi %26,68 artış ve son 12 aylık değişim %19,58 artış yönlü oldu. Nisan ayında fiyatı düşen plastik emtiası olmazken; fiyatı en çok artan plastik emtiası %32,71 ile PE oldu. Bunu %27,16 ile EPS, %20,36 ile PS ve %20,17 ile PP izledi. Chemorbis haberlerine göre; Türkiye poliolefin piyasaları, hem ithal hem de millileşmiş PP ve PE fiyatlarının panik alımlarının azalması, türev talebin geriden gelmesi ve nakit koşullarının sıkılaşmasıyla birlikte daha fazla gevşemesiyle, daha geniş çaplı bir düzeltme sürecine girdi. ABD–İran çatışmasının alevlenmesiyle başlayan yaklaşık iki aylık savaş kaynaklı dalgalanma ve agresif fiyat artışlarının ardından, alıcılar uzun Mayıs tatilleri öncesinde, tarihi yükseklerden stok yenilemek istemeyerek giderek alımı azaltma veya malı elden çıkarmaya yöneldiler. Endonezya’nın PP ve PE piyasaları, haftalar süren agresif artışların ardından net bir düzeltme aşamasına girdi; hem ithal hem yurtiçi segmentler değişen piyasa koşullarıyla beraber yön değiştirdi. İthal fiyatlar bölgedeki daha geniş çaplı düşüşe paralel olarak gevşerken, yurtiçi fiyatlar önemli bir lokal üreticiden peş peşe gelen keskin indirimler sonrası sert bir şekilde düştü. Hindistan’daki yurtiçi PP ve PE piyasaları, Nisan ortasında başlayan agresif fiyat indirimleri döneminden, yeniden yukarı yönlü baskının görüldüğü bir aşamaya geçti. 1 Mayıs’ta yapılan önemli bir aşağı yönlü revizyon, bazı segmentlerde 7.000-9.000INR/ton (74-95$/ton) seviyesine kadar inen fiyat düşüşleriyle dönüştürücülere geçici bir rahatlama sağladı; ancak önde gelen oyuncular topluca rotayı tersine çevirdi. Vietnam’da PP ve PE piyasaları, Çin’deki tatil süresince faaliyetlerin kısıtlı kalışı ve hammadde maliyetlerinden süregelen desteğe rağmen birçok menşeden fiyatlarda düşüşlerin bildirilmesiyle baskı altında kaldı. Alıcılar, ilave indirim beklentisiyle alımları ertelediğinden piyasalarda zayıf talep hakimiyeti sürdü. Avrupa PE piyasası etilen kontratında görülen 100€/tonluk artışın tedarikçiler arasında ortak bir fiyatlama yaklaşımı oluşturamaması nedeniyle Mayıs ayına ayrışan bir zeminde girdi. Bölgedeki üreticiler, yeni ayı maliyet artışıyla uyumlu zamlarla açarken, özellikle ileri tarihli teslimatlar ve stoktaki ürünler için distribütör ve ithalat kanallarında stabil seviyeler ve hatta kayda değer düşüşler gibi alternatif fiyatlama stratejileri de hızla ortaya çıkmaya başladı. "Suudi büyük üretici, lokal piyasaya Mayıs PP, PE tekliflerini açıkladı"Üretici, Mayıs ayı PP ve PE tekliflerini yükseltti ve Nisan’daki keskin artışların ardından yukarı yönlü fiyat eğilimini sürdürdü. Yenilenen yukarı yönlü baskı, bölgesel gerginliklerin artmasıyla ortaya çıktı. Zira bu durum Brent petrol fiyatlarını son yılların en yüksek seviyelerine taşımaya devam etti. "Mısırlı SIDPEC, lokal piyasaya Mayıs PE tekliflerini açıkladı". Üretici, Mayıs PE tekliflerinde keskin indirimlere gitti. Bu, yurtiçi havanın zayıflamasını ve daha düşük fiyatlı Suudi mallarının oluşturduğu sürekli baskıyı takip ediyor. Bu indirimler, Nisan ayı boyunca görülen keskin artışların ardından piyasanın yeniden şekillenişini yansıtıyor. "Avrupa’da, Mayıs etilen kontratı rekor seviyelere işaret etti, propilen 4 yılın zirvesinde"Hızla değişen Avrupa petrokimya piyasasında, Mayıs ayı etilen ve propilen kontratları 30 Nisan’da büyük artışlar gördü, ancak artışların boyutu geçen ay kaydedilen keskin yükselişlere kıyasla bir miktar ivme kaybetmiş gibi görünüyor. Türkiye PVC piyasası, Mayıs fiyat görüşmeleri başlarken düşüşünü sürdürdü. PVC, Avrupa’da artan hammadde maliyetlerine ve yurtiçinde yaşanan bir tedarik gelişmesine rağmen, ithalat kanallarında tüccar odaklı düzeltmelerin devam etmesiyle Mayıs ayına aşağı yönlü baskı altında girdi. Piyasa, cansız türev talep, bol hemen teslim tedarik ve uzun Mayıs tatilleri öncesi temkinli alım davranışıyla baskı altında kaldı. Petkim’in geçici üretim duruşu ilk olarak dikkat çekse de, etkisi büyük ölçüde rahat lokal stoklar ve üreticinin ithal mal satışlarını sürdürmesi nedeniyle sınırlı kaldı. Asya’dan Avrupa’ya konteyner navlun ücretleri, Nisan başındaki yüksek seviyelerinden gerileyerek, Orta Doğu’daki gerginliğin tetiklediği sınırlı artışları büyük ölçüde sildi. Son gelişmeler, navlun piyasalarının jeopolitik gelişmelerden genel olarak bağımsız kaldığını ve fiyatlamada temel arz-talep dinamiklerinin belirleyici olmaya devam ettiğini gösterdi. Trinseo Avrupa’da Mayıs PS tekliflerini açıkladı"Üretici, tüm PS türlerinde fiyatları 70€/ton artırdı. Ineos Styrolution Avrupa’da Mayıs PS fiyatlarını açıkladı"Üretici, Nisan ayına kıyasla 75€/ton artış uyguladı.
Enerji ve Petrol:
Boru Hatları İle Petrol Taşıma AŞ’nin (BOTAŞ), internet sitesinde Mayıs ayı için doğalgaz satış tarifesi yayımlanmadı. En son 4 Nisan 2026 tarihinde fiyat güncellemesi yapan BOTAŞ’ın fiyat açıklamaması Mayıs ayı için de tarifede bir değişiklik olmayacağı şeklinde yorumlandı. Elektrik fiyatları için EPDK tarafından Mayıs ayı için de yeni bir bildirim yapılmadı. Son bildirim 2 Nisan’da yapılmış ve 4 Nisan’dan itibaren geçerli tarife tabloları açıklanmıştı. Foreks haberine göre; Barclays, Hürmüz Boğazı’ndaki çıkmaza gerekçe göstererek 2026 yılı Brent ham petrol fiyat tahminini 85 dolardan 100 dolara revize etti. AA haberine göre; Orta Doğu`da tırmanan jeopolitik gerilimlerin stratejik enerji rotalarını etkilemesi, küresel ekonomide arz güvenliği riskini gündeme getirdi. Analistler, dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı`ndaki sevkiyat belirsizliklerinin sürmesi halinde Brent petrolün varil fiyatının kısa vadede 150 dolar seviyesine tırmanabileceği uyarısında bulunuyor. Arzın tamamen kesilmesi senaryosunda ise fiyatların tarihte görülmemiş 200 dolar seviyesine ulaşabileceği tahmin ediliyor. Enerji maliyetlerindeki bu keskin yükselişin, merkez bankalarının faiz kararlarını ve küresel ekonomik görünümü önemli ölçüde etkilemesi bekleniyor. Brent petrolün 100 dolar eşiğinin üzerinde kalıcı olmasının küresel arz açığını derinleştireceği, başta enerji ithalatına bağımlı Avrupa ve Asya ekonomileri olmak üzere dünya genelinde resesyon riskini artırabileceği değerlendiriliyor. Ekonomistler, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık yükselişin, başta ABD olmak üzere tüm ülkelerde tüketici maliyetlerine doğrudan ve sert bir şekilde yansıyacağını öngörüyor. Uluslararası Enerji Ajansı, petroldeki her 10 dolarlık kalıcı yükselişin küresel enflasyonda %0,2`lik hızlanmaya sebep olabileceğini tahmin etti. Uluslararası Para Fonu (IMF) ise petroldeki her %10`luk kalıcı yükselişin küresel enflasyonda %0,4`lük hızlanmaya yol açabileceği öngörüsünde bulundu. Ham petroldeki her 10 dolarlık yükselişin, akaryakıt istasyonlarında litre başına ortalama 10-15 sentlik bir maliyet artışına yol açacağı hesaplanıyor. Dünyanın önde gelen enerji analiz kuruluşları Gunvor ve Energy Aspects, söz konusu lojistik tıkanıklığın sürmesi durumunda küresel petrol, benzin ve dizel stoklarının mayıs sonunda kritik seviyelere gerileyeceğine dikkati çekti. Jeopolitik istikrarsızlığın haziran sonuna kadar devam etmesi halinde, dünya genelindeki stokların tamamen tükenebileceği ve fiyatların öngörülemez bir noktaya evrileceği kaydediliyor. Piyasalarda mevcut durum "fırtına öncesi sessizlik" olarak nitelendiriliyor. Yüksek enerji maliyetlerinin faturası, ithalata bağımlı olan Avro Bölgesi ve Japonya için çok daha ağır olacak. Brent petrolün 125 dolar seviyesinde kalıcı olması durumunda Avro Bölgesi ekonomisinin büyümede 1 puanlık kayıpla resesyona girmesi bekleniyor. ABD ekonomisi güçlü istihdam piyasasıyla şimdilik direnç gösterse de petrolün 150 doları aşması halinde bu direncin de kırılabileceği belirtiliyor. Nakliye, sigorta ve depolama kısıtları nedeniyle daralan ihracat kapasitesi, küresel finansal koşulları daha da zorlaştırıyor. Jeopolitik risk primlerinin 1990 Körfez Savaşı ve Rusya-Ukrayna Savaşı`nda 2022 dönemindeki seviyelere yaklaşması, maliyet kaynaklı enflasyon sarmalını tetikliyor. Bu durumun özellikle konut kredisi (mortgage) piyasaları ve gelişmekte olan piyasaların üretim kapasiteleri üzerinde doğrusal olmayan, sert etkiler oluşturması bekleniyor.
Döviz Kurları ve Faiz:
TCMB 30 Nisan 2026 kapanış verilerine göre, USD döviz satış kuru Nisan ayında %1,29’luk artış ile 45,05 TL; EUR döviz satış kuru %3,23’lük artış ile 52,67 TL oldu. EUR/USD paritesi ise %1,91 artış ile 1,1691 seviyesine yükseldi. Buna göre 2026 yılında EUR ve USD ortalama kur artışı %4,96 olarak gerçekleşti. AA haberine göre; TCMB, reel ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 70 katılımcıyla gerçekleştirdiği Nisan ayı Piyasa Katılımcıları Anketi`ni yayımladı. Buna göre, geçen ay % 2,11 olan nisan ayı TÜFE artışı beklentisi, bu anket döneminde % 2,93`e çıktı. Cari yıl sonu TÜFE artışı beklentisi ise % 25,38`den % 27,53`e yükseldi. TÜFE`de artış beklentisi 12 ay sonrası için % 22,17`den 23,39`a, 24 ay sonrası için ise % 17,30`dan 18,02`ye çıktı. Katılımcıların yıl sonu dolar/TL beklentisi 50,9685`ten 51,2285`e, 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi de 52,6965`ten 53,6195`e yükseldi. Bir önceki anket döneminde 31,6 milyar dolar olan yıl sonu cari işlemler açığı beklentisi, bu dönemde 44,3 milyar dolara, gelecek yıl için de 32,3 milyar dolardan 39,8 milyar dolara çıktı. Ankette cari yıl için Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) artış beklentisi % 3,8`den 3,5`e, gelecek yıl için de % 4,3`ten 4,1`e indi. Nisanda TCMB`nin politika faizine ilişkin gelecek ilk toplantı beklentisi % 37,75, ikinci toplantı beklentisi % 37,38 ve üçüncü toplantı beklentisi ise % 36,53 oldu. 12 ay sonrası için politika faizi beklentisi ise % 29,56`ya yükseldi. Türkiye ekonomisindeki mevcut durumu değerlendiren QNB ekonomistleri, yıl sonuna yönelik dolar/TL ve euro/TL tahminlerini açıkladı. QNB ekonomistleri tarafından yayımlanan son makroekonomik görünüm raporunda, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmeler yer aldı. Rapora göre perakende satışlar canlılığını korurken sanayi üretiminde düşüş, hizmet üretiminde ise yavaşlamanın görülmesi enflasyon ve cari denge üzerindeki risklerin artmasına yol açtı. Sermaye akımlarında zayıflama yaşandığı belirtilen rapora göre, finansal koşullardaki sıkılaşma ve küresel yatırımcı algısındaki bozulma portföy yatırımlarının düşmesine neden oldu. Yıllık tüketici enflasyonunun 2025 yılında %30,9’a gerilediği hatırlatılan raporda, enerji fiyatları nedeniyle TÜFE’de artış riskinin canlı kalmaya devam ettiği belirtildi. Ekonomistler, enflasyonun ana eğiliminde kısmi iyileşme görülse de maliyet baskılarının önümüzdeki dönemde yeniden artabileceğini öngördü. İlgili raporda 2026 ve 2027 yıllarının sonuna ilişkin döviz kuru tahminlerine de yer verildi. Mevcut görünüm ışığında QNB ekonomistleri, dolar/TL kurunun 2026 yılının sonunda 50,1, 2027 yılının sonunda ise 57,6 lira olacağını tahmin etti. Euro/TL kuruna ilişkin beklentiler ise 2026 ve 2027 sonu için sırasıyla 60,1 ve 69,2 lira olarak belirlendi. İlgili raporda 2026 yılının sonunda enflasyonun % 28,5, politika faizinin ise % 35 seviyesinde olacağı öngörüldü.
Yurtiçi Fiyat ve Maliyet Endeksleri:
TÜİK verilerine göre, Yİ-ÜFE (2003=100) 2026 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre %3,17 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %10,99 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %28,59 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %26,48 artış gösterdi. Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %40,42 artış, imalatta %30,36 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %7,19 artış ve su temininde %38,26 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında %26,49 artış, dayanıklı tüketim mallarında %29,75 artış, dayanıksız tüketim mallarında %31,57 artış, enerjide %33,15 artış ve sermaye mallarında %24,70 artış olarak gerçekleşti. Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %9,84 artış, imalatta %3,59 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %4,96 azalış ve su temininde %2,02 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında %3,62 artış, dayanıklı tüketim mallarında %2,17 artış, dayanıksız tüketim mallarında %2,48 artış, enerjide %4,84 artış ve sermaye mallarında %1,67 artış olarak gerçekleşti.
YD-ÜFE 2026 yılı Mart ayında bir önceki aya göre %3,94 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %10,73 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %35,40 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %30,23 artış gösterdi. Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %53,25 artış, imalatta %35,10 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında %29,85 artış, dayanıklı tüketim mallarında %39,86 artış, dayanıksız tüketim mallarında %39,45 artış, enerjide %88,91 artış, sermaye mallarında %27,93 artış olarak gerçekleşti. Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %1,97 artış, imalatta %3,98 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında %1,91 artış, dayanıklı tüketim mallarında %0,90 artış, dayanıksız tüketim mallarında %0,99 artış, enerjide %58,87 artış, sermaye mallarında %0,07 azalış olarak gerçekleşti.




