Samih Yedievli
Dual Use Evrimi: Yeni Pazarlar Nerede Oluşuyor?
Yeni pazarlar artık yalnızca teknolojiyle değil; sahada tekrar eden, belirsizlik altında çalışabilen ve riski finanse edilebilir olan sistemlerle oluşuyor. Agroexpo 2026, Dual Use kavramının tarım üzerinden nasıl yeniden okunduğunu gösteriyor.
Yeni pazar arayışı bugün soyut bir tartışma değil; sahada verilen çok somut bir karar problemi.
Şirketler ve profesyoneller için soru basit ama zor:
“Bu yetkinlik başka nerede çalışır?”
Bu soru yalnızca ürünle ilgili değildir.
Aynı teknolojinin, aynı yaklaşımın veya aynı sistem zekâsının başka bir sektörde, başka bir coğrafyada ve başka bir finansal yapı içinde karşılık bulup bulamayacağıyla ilgilidir.
Dual Use tartışması tam bu noktada anlam kazanır.
2026 başında ziyaret edilen Agroexpo 2026, tarımı yalnızca bir üretim alanı olarak değil; teknolojinin sahada tekrar eden biçimde kullanıldığı, dayanıklılığının test edildiği ve finansmanla birlikte düşünüldüğü bir geçiş alanı olarak okumaya imkân sundu.
Fuarda öne çıkan şey tekil ürünler değil; tekrar eden bazı davranış kalıplarıydı:
– Makineleşme artıyordu; ancak asıl dönüşüm sayıda değil, kullanım biçimindeydi.
– İlaçlama ve gübreleme, tüm alanı kapsayan kör uygulamalardan uzaklaşıyor; noktasal ve veriyle tetiklenen müdahalelere evriliyordu.
– RTK + GNSS tabanlı otonom dümenleme sistemleri artık “yenilik” olarak sunulmuyor; finansmanı yapılmış olağan yatırımlar gibi konumlanıyordu.
– Elektrikli traktörlerin neredeyse hiç görünmemesi dikkat çekiciydi; bu durum teknik bir eksiklikten çok zihinsel ve operasyonel bir eşik olduğunu düşündürüyordu.
– Bankalar ve dijital platformlar ise makineden çok, makine + yazılım + veri + finansman bütününü kurgulayan sessiz aktörler hâline gelmişti.
Bu tablo, tarımın neden yalnızca bir üretim alanı değil; teknolojinin normalleştiği, sistemlerin kopukluklara rağmen çalışmasının beklendiği ve riskin taşınabilir hâle getirilmeye çalışıldığı bir eşik olduğunu gösteriyordu.
Normalleşme: Teknoloji Ne Zaman Olağan Hâle Gelir?
Bir teknoloji başka bir sektöre taşındığında, ilk sorulan şey genellikle şudur:
“Çalışıyor mu?”
Oysa sahada belirleyici olan soru farklıdır:
“Tekrar ediyor mu?”
Tarımda bugün öne çıkan çözümler, ileri teknoloji oldukları için değil; çalışmaları beklendiği için varlık kazanıyor. Otonomi, hassas konumlama, veriyle yön bulma ve kapalı çevrim karar–eylem döngüleri, tarımda artık istisna değil; altyapı olarak kabul ediliyor.
Bu noktada Dual Use, bir teknolojinin aktarımı değil; bir kullanım biçiminin normalleşmesi olarak okunmalı.
Dayanıklılık: Sistem Kopukluk Anında Ne Yapar?
Normalleşme, her şey yolundayken çalışmak demek değildir.
Asıl sınav şu anda başlar:
Bağlantı koptuğunda, veri eksildiğinde, koşullar bozulduğunda sistem ne yapar?
Tarım bu açıdan öğreticidir.
İklim, altyapı, veri ve pazar koşulları hiçbir zaman tam değildir. Buna rağmen üretim sürer. Bu da sistemlerin; eksik veriyle, gecikmeyle ve belirsizlikle çalışmayı öğrenmesini zorunlu kılar.
Bu nedenle tarım, kopukluk anlarında ayakta kalabilen sistem zekâsının doğal bir test alanıdır.
Dual Use Nerede Başlamaz?
Dual Use çoğu zaman bir fırsat alanı gibi anlatılır.
Oysa sahada gözlemlenen gerçeklik daha sınırlayıcıdır:
Dual Use her yerde başlamaz.
Bazı teknolojiler çalışıyor olabilir.
Bazı çözümler teknik olarak başarılı olabilir.
Ancak bu, onların yeni pazar üreteceği anlamına gelmez.
Sahada özellikle üç kör alan öne çıkar:
– Tekil projelere sıkışmış çözümler:
Bir kez çalışmış ama tekrar eden bir kullanım mantığı üretmemiş sistemler, başka alanlara taşınamaz.
– Sadece iç pazara göre şekillenmiş ürünler:
Regülasyon, sertifikasyon, satış sonrası ve finansman boyutu düşünülmeden geliştirilen çözümler, sınırın ötesinde karşılık bulmaz.
– Finansman ve sigorta ile temas etmemiş teknolojiler:
Bir sistem ne kadar iyi çalışırsa çalışsın; riski paylaşılmıyorsa, finanse edilemiyorsa ve sigortalanamıyorsa ölçeklenemez.
Bu nedenle belirleyici olan teknik performans değil; taşınabilirliktir.
Teknoloji;
başka bir sektörde,
başka bir coğrafyada
ve başka bir finansal yapı içinde
aynı mantıkla çalışabiliyor mu?
Dual Use bu soruya “evet” denilebilen yerlerde başlar.
Diğerlerinde ise sessizce elenir.
Finansman: O Riski Kim Taşır?
En kritik soru burada ortaya çıkar:
Belirsizlik altında çalışan sistemlerin finansal bedelini kim üstlenir?
Bugün risk, tekil arızalardan ibaret değildir.
Asıl risk, sürekli ama öngörülemez kopukluklar altında çalışabilme ihtiyacıdır.
Bu noktada bankalar, sigorta sistemleri ve finansal araçlar; Dual Use’ün görünmeyen ama belirleyici aktörleri hâline gelir. Bir teknoloji finanse edilemiyor, sigortalanamıyor ve riski paylaşılamıyorsa, yaygınlaşamaz.
Dayanıklılık bu nedenle yalnızca mühendislik değil; finansman ve yönetişim meselesidir.
Kapanış
Bağlantı varken herkes güçlüdür.
Asıl fark; bağlantı koptuğunda, veri eksildiğinde ve risk görünür hâle geldiğinde ortaya çıkar.
Bu yazı, sahada gözlemlenen dönüşümden süzülen tek bir soruyla kapanır:
Sistem çalışabiliyor olabilir.
Peki, o riski kim taşımaya razı?
Samih Yedievli 10.02.2026




