Ana Sayfa > Yazarlar > Ali Rıza Büyükuslu Tüm Ali Rıza Büyükuslu Yazıları

Yükselen Bilim Alanı: Malzeme Bilimleri

Yeni materyallerin keşfi ve tasarımı ile ilgilenen ve bir çok mühendislik alanının gelişimine büyük katkı yapan bu yükselen bilim alanı farklı özelliklere sahip malzemelerin ileri mühendislik ve teknoloji kullanım desteği ile bir çok sektörde ortaya çıkan inovatif ürünlerin temelini şekillendirmekle birlikte insanlığın yaşam kalitesini yükseltecek yeni malzemelerin tasarlanmasını, geliştirilmesini ve yeniden üretilmesine neden olmaktadır. Son yıllarda global dünyada ar-ge çalışmaları ve yatırımların ‘Advanced Composite Materials, Carbon based Materials, Materials for Energy, Cement, Semiconductor interfaces, Smart materials and structures, Surface Science’ gibi malzeme alanlarına doğru yöneldiği gözlemlenmiştir.

Bu bağlamda, en önemli bilimsel araştırma alanı ise Nanoteknolojidir. Söz konusu materyallerin başka bir ifade ile maddenin atomik, moleküler ayrıca supramoleküler seviyede kontrolüdür. Nano” anlamı itibariyle küçük olanı tanımlar iken, atomdan daha küçük parçaların bilinen tüm kimyasal ve fiziksel proseslere tabi tutularak kontrol altına alınmak suretiyle biyolojik sistemlerden esinlenerek molekülsel makinalar ve malzemeler yapılabileceğini ispatlıyor.

Daha yalın bir ifade ile nanoteknoloji nanometre ölçütlerinde kullanılan teknik ile malzemenin küçülmesini esas alarak kuantum kuramı desteği vasıtasıyla nano yapılar tasarlayıp, sentezlemeyi aynı zamanda nano yapılara yeni atom ve moleküller ekleyerek onları yeni kullanım alanları açarak bambaşka işlevsel ürünleri insanlığın hizmetine sunuyor.

Böylece 1969 yılında ilk bilgisayarın yapılması ile başlayan enformasyon devrimi, malzeme bilimleri ve özellikle nanoteknoloji aplikasyonları ile birlikte dünyada her yıl milyar kere milyar bit bilgi üretimini daha küçük alanlarda depolanmaya başlıyor. Yüksek teknoloji sistemleri minyatürleştirilerek kendi kendini temizleyen boyalar, kirlenmeyen kumaşlar, kanserli hücrelerin vücuda zarar vermeden öldürülmesine, günlerce etkisini kaybetmeyen kremlere, tek bir virüsü bile algılayabilen sensörlerden, mikrop barındırmayan ev aletlerine, deprem etkisini azaltacak elastik kolonlara kadar birçok alanda ama özellikle tıp, kimya, tekstil, otomotiv, yüksek teknoloji, çevre ve moleküler elektrik-elektronik, sahalarında gerçekleşecek nano devrimi ile Dünyayı bildiğimiz Dünyanın dışında yeni bir yaşam biçimine doğru sürüklerken, toplumsal örgütlenme biçimleri, Şirketler, bürokrasi, çalışma hayatı, insan ilişkileri ve hatta aile gelişimi yeni teknolojinin öngördüğü çerçevede ve üretim modellerindeki değişime paralel olarak yeniden yapılanıyor.

Ucuz, çevre dostu ve verimli enerji kaynaklarının ortaya çıkması, sağlıkta kullanılması ile dünyadaki amansız hastalıklar olarak bilinen kanser, aids ve diyabetin tedavisi, organ nakillerinin genetik alanlardaki yeni çalışmalar ile yeni organların büyütülebilmelerinin imkanlı hale getirilebilmesi, körlere yeniden görme, sağırlara duyma ve felçlilere yeniden yürüme şansının kapıları nanoteknolojinin yaratacağı mucizelerle bir bir gerçekleşebilecektir.

Bilim ve teknolojinin yeni küresel devrimi olan malzeme ve nano bilim çalışmaları için gelişmiş ülkeler şimdiden kesenin ağzını açmış durumdalar ABD, Japonya, Almanya, İsveç, Güney Kore, İsrail, İngiltere, Çin, Hindistan, Rusya, Fransa, İtalya, İspanya, Hollanda, Brezilya, Tayvan ve Kanada gibi ülkelerden milyar Doların üzerinde bir harcamayı kurdukları ulusal araştırma merkezleri, enstitüleri ve üniversiteler üzerinden yaptıkları gözlemlenmektedir. Diğer taraftan, küresel çok uluslu şirketlerin farklı sektörlere yönelik yeni malzeme gelişimi için ar-ge faaliyetlerine ve nanoteknoloji tabanlı ürün pazarına yaptıkları yatırımlar her geçen yıl artmaktadır.

Buraya kadar anlattığımız yeni teknolojilerin, nano innovasyonların ve yaratıcı düşüncenin eseri olan bu olumlu gelişmelerin insanlığın dostu olacak yeni bir dünyanın habercisi olarak çok güzel ve umut verici olduğudur. Ancak bu gelişmelerin moralimizi bozan kısmı ise; acaba Türkiye de iş dünyası dahil özellikle üniversitelerin, siyasetin, bürokrasinin ve sivil toplumun dünyanın gelişmiş ülkelerinin yeni bir teknolojinin başı çektiği bir küresel bilim devrimin içinde yer alarak yeni bir çağın ve bu çağa uygun yeni bir yaşam modelinin içine entegre olmaya başladığı konusunda ne kadar bilgisi olduğu ve söz konusu değişime hazırlıklı olup, olmadığıdır.

Konuyla ilgili sermaye, yatırım, planlama, yüksek nitelikte insan gücü formasyonu ihtiyacı, yönetim ve organizasyon çalışması önemli hale gelmiştir. En azından kamusal ve özel alan bu konuda işbirliği dahil bir proje birlikteliği yada teknolojik gelişim ve ar-ge altyapısının kurulması için finansmanı, eko-sistemi dahil geniş bir yelpazede ortaklıklar tesis etmesi elzemdir. Sadece Devletin değil tüm kesimlerin özellikle iş dünyasının malzeme bilimlerine dayalı yeni üretim ve ürün paradigmasını ve söz konusu teknolojik dönüşümü iyi analiz ederek, yeni stratejik yatırım tercihleri yapması gerekir.

Bugün itibariyle baktığımızda çok disiplinli bilimsel çalışmaların, ileri teknoloji ve yenilikçi üretim faaliyetlerinin odak noktası ve temelini malzeme bilimleri oluşturmaktadır. Malzeme bilimlerinde yaşanan devrim niteliğindeki buluşlar yeni çağın bilim ve dijital teknolojiye dayalı yeni inovatif ürün veya hizmetlere olan artan talebi, yeni tüketici düşünce sistematiği ve hatta toplumsal ilerleme ve dönüşüm felsefesini de açık ve net biçimde etkilemektedir.

 

Firma Ürün Arama Motoru

ÜCRETSİZ OLARAK FİRMANI HEMEN EKLE

Sektör Rehberi

Üye Firma Giriş